Tutarsızlık insanoğlunun en büyük sorunudur.
Hayatın her alanında ve her anında mutlaka tutarlı olmalıyız.
Duygu, düşünce, söz ve davranışlarımız birbiriyle uyum içinde olmalıdır.
Çelişki barındırmamalı ve zaman içinde istikrarlı bir duruş sergilemelidir.
Kişi inandığı değerleri hayata yansıtırken içi dışı bir olmalı, mantıksal bütünlük sağlamalı ve koşullar değişse bile temel karakterini korumalıdır.
Çelişkisiz ve istikrarlı olmak önemlidir.
Çünkü tutarlı bir insan güven verir, davranışları öngörülebilir ve temel ilkelerine sadık kalır.
Bunlar son derece önemli ve değerli özelliklerdir.
Bilhassa da geniş kesimleri ilgilendiren konularda tutarlı olmalıyız.
Bir konudaki iki farklı etkeni aynı koşullarda ele almalıyız.
Birisine farklı, diğerine farklı koşullar üretmek tutarsızlık ve bunun sonunda da size karşı güvensizlik yaratır.
Öze gelelim.
Kıbrıs konusu...
Bugünlerde KKTC'de yaşanan çözüm modeli tartışmaları sırasında ne yazık ki tutarsız yaklaşımlar da sergilenmekte.
Elli yılı aşkın bir süredir Kıbrıs'taki iki taraf arasında gerçekleşen "çözüm" müzakerelerinde en fazla masada olan model federasyon modeliydi.
Federasyon aslında bir Türk tezidir.
Zamanında dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından teklif edilmiş olan model, Kıbrıs Türk tarafınca da onay görmüş ve ortaya konulmuştur.
Kıbrıs Türk toplumu lideri Rauf Denktaş tarafından karşı tarafa ve BM'ye önerilen federasyon modeli ilk başlarda kabul görmemiştir.
Çünkü o dönemlerde 1960 yılında kurulan ancak üç yıl sonra Rumlar tarafından silah zoruyla gasp edilmiş olan Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamı masada olan formüldü.
Bu formüle göre üniter bir devlet yapısı altında Rumlar devletin sahibi, Türkler ise azınlık haklarına sahip "küçük ortak" olacaktı.
Denktaş Türkiye'nin desteği ile buna karşı federasyon önerisini masaya getirmiştir.
Federasyona ilk başlarda sadece BM ve Rum tarafı değil, Kıbrıs Türk tarafından da bazı kesimler itiraz etmiştir.
Hatta federasyona karşı Kıbrıs Türk tarafında kurulmuş olan "Cumhuriyet" yanlısı bir parti dahi olmuştur.
Ve hala aktif bir şekilde siyasettedir.
Denktaş masaya getirdiği federasyon modelini masaya oturmayarak kabul ettirmiştir.
O günden sonra da on yıllarca federasyon görüşmeleri yapılmış, hatta bu yönde bir de referandum gerçekleşmiştir.
Rum halkının güçlü bir biçimde "hayır" demesi sonrasında hayat bulmamıştır.
İşte bu yaşanmışlıkların sonrasında artık yeni bir çözüm modelinin konuşulmasının zamanının geldiği düşüncesi ile "iki devletli" çözüm modeli ortaya çıktı.
Türkiye tam destek verdi.
KKTC'de de Ersin Tatar bu modeli ortaya koyarak aday oldu ve Cumhurbaşkanı seçildi.
Tatar iki devletli çözümden geri adım atmadı.
Başka bir modelle masaya oturmadı, diretti.
Beş yıllık görev süresi boyunca da bu böyle devam etti.
Şimdi artık KKTC'nin Cumhurbaşkanı farklı bir isim.
Siyasi yaşamı boyunca federasyonu savunmuş bir isim olan Tufan Erhürman KKTC'nin Cumhurbaşkanı.
Hal böyle olunca da ülke içerisinde federasyon mu yoksa iki devletli çözüm mü tartışmaları başladı.
Tartışma güzeldir, yararlıdır.
Ancak tutarlı olmak şartıyla.
Bu noktada bazı sıkıntılar görmekteyiz.
İki devletli çözümün beş yıl boyunca denendiği ve olmadığı, bu nedenle de artık geri çekilmesi gerektiğini söyleyenler oldu.
Peki ya federasyon..?
Elli yılı aşkın bir süre de federasyon görüştük ancak olmadı..!
Beş yılda kabul edilmediği için iki devletli çözüm modelini geri çekelim çekmesine de elli yıldır kabul görmemiş olan federasyonu neden çekmiyoruz..?
Tartışalım ama tutarlı olalım...