Faşizm dünyamızın en büyük tehditidir.
Ve bunun en büyük örneği de İkinci Dünya Savaşı'dır.
Medeniyetin doğduğu kıtadan yayılan faşist duyguların savaşa sürüklediği dünyamızda on milyonlarca insan yaşamını yitirmiştir.
İşte bu acı tecrübe sonrasında kıta Avrupası faşizme karşı katı adımlar attı ve yasaklamalar geldi.
Siyasetin hiçbir aşamasında ve hiçbir boyutunda ırkçı, ayrılıkçı ve faşist çizgiler yer alamadı.
Bugünün Avrupası'nda bu katı tutum bazı firelere rağmen sürmekte.
Ancak öyle bir yer var ki, Avrupa'da, faşizm göğsünü gere gere meydanlarda boy gösteriyor.
Siyasetin basamaklarını hızla çıkan bu faşist parti ilk zamanlarda "zararsız azınlık" ya da "marjinal grup" olarak lanse edildi.
Ama bu "azınlık" ilk önce ülkesinin meclizine girmeyi başardı.
Bugün ise hızla yükselen oy oranı ile ülkesinin üçüncü partisi durumunda ve ülke yönetimine aday.
Hatta başkanlık seçiminde "belirleyici" parti pozisyonuna gelmiş durumda.
İşin bugün itibarıyla en korkunç yanı, bu ırkçı partinin yükselişte olduğu ülkenin Avrupa Birliği'nin halen dönem başkanı durumunda olması.
Evet, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nden bahsetmekteyiz.
Tam adı, Εθνικό Λαϊκό Μέτωπο (Ethniko Laiko Metopo - Ulusal Halk Cephesi).
ELAM olarak kısaltılıyor.
Yunanistan'da boy gösteren faşist Altın Şafak "Hrisi Avgi" partisi yasaklanıp yöneticileri tutuklanınca, onun uzantısı olarak Güney Kıbrıs'ta faaliyete geçti.
Partinin kuruluş bildirgesinde ve yaptığı her açıklamasında faşizm açıkça ifade edilmekte.
Kısa sürede oy oranını artıran parti bugün artık ülkenin üçüncü büyük partisi ve hızla büyümekte.
Bu durum karşısında insanın aklına hemen Avrupa'nın ve Avrupa Birliği'nin sürekli ön plana çıkardığı temel ilkeleri gelmekte.
Bu ilkeler aklımıza geliyor ve soruyoruz:
Avrupa Birliği halen dönem başkanı olan üyesi Güney Kıbrıs'taki faşist partiye daha ne kadar göz yumacak..?