Bir mutfak düşünün…Sadece yemek pişirilen değil; şifanın, dengenin ve iyi hissetmenin başladığı bir alan. Aslında mutfağımız, bedenimize verdiğimiz değerin en somut yansımasıdır. Çünkü ne yersek oyuz; nasıl beslenirsek öyle hisseder, öyle yaşarız.
Holistik bakış açısında beslenme yalnızca kalori hesabı değildir. Yediğimiz her lokma hücrelerimize mesaj gönderir: “Seni önemsiyorum” ya da “Seni ihmal ediyorum.” Enerjimiz, ruh halimiz, bağışıklığımız, hatta cildimizin parlaklığı bile bu mesajlara göre şekillenir.
Peki mutfağımızda neler olmalı ki bedenimizle birlikte zihnimiz ve ruhumuz da beslensin?
İlk sırada yeşil sebzeler, özellikle brokoli yer almalı. Yeşilin sakinleştirici ve dengeleyici bir enerjisi vardır. Brokoli yalnızca vitamin deposu değildir; aynı zamanda stres hormonlarını dengelemeye, zihni sakinleştirmeye yardımcı olur. Yeşil ne kadar fazlaysa, yaşam enerjimiz de o kadar artar.
Bir diğer şifa kaynağı yeşil çay. Antik Doğu tıbbında yüzyıllardır kullanılan bu içecek, yalnızca metabolizmayı değil zihinsel berraklığı da destekler. Bir fincan yeşil çay bazen sadece çay değildir; kendinle kurduğun kısa ama değerli bir moladır.
Kuruyemişler ise doğanın bize sunduğu küçük ama güçlü hediyelerdir. Ceviz, badem, fındık… Sağlıklı yağlar sayesinde beyni besler, kalbi korur, uzun süre tokluk sağlar. Aynı zamanda “topraklanma” hissi verir; yani hayata daha dengeli tutunmamıza yardımcı olur.
Renkli meyveler… Özellikle yaban mersini, böğürtlen, ahududu, siyah üzüm, mor erik gibi mor-kırmızı tonlar. Bu renkler antioksidan gücün sembolüdür. Hücreleri korur, yaşlanmayı yavaşlatır. Ama holistik açıdan baktığımızda renkli besinler ruhumuzu da besler. Sofrada renk varsa, yaşamda da canlılık vardır.
Yumurta, sadeliğin içindeki mucizedir. Anne sütüne en yakın besin olarak kabul edilir. Protein, vitamin ve minerallerle bedeni güçlü kılar. Dengeli bir beden, dengeli bir zihin demektir.
Elma, belki de en mütevazı ama en bilge meyvelerden biridir. Lifleriyle sindirimi düzenlerken, verdiği hafiflik hissiyle bedeni yormaz. Küçük bir elma bazen büyük bir denge sağlar.
Kükürtlü sebzeler — soğan, sarımsak, pırasa, karnabahar… Doğanın detoks ustalarıdır. Vücudu arındırırken, bağırsak sağlığını destekler. Holistik yaklaşımda bağırsaklar “ikinci beyin” olarak kabul edilir. Bağırsak ne kadar sağlıklıysa, ruh hali de o kadar dengelidir.
Yulaf, sabahları hayata daha yumuşak başlamamıza yardımcı olur. Kan şekerini dengeler, uzun süre tok tutar. Aceleci dünyada bedenimize “sakin ol” demenin en güzel yollarından biridir.
Sağlıklı yağlara gelince… Sızma zeytinyağı ve avokado. Kalbi, beyni ve cildi beslerler. Avokado, özellikle dişil enerjiyi destekleyen, yumuşak ama güçlü bir besindir. Kendinle iyi ilişkiler kurmanın sofradaki halidir adeta.
Ve son olarak kurutulmuş domates. Likopen açısından zengin, güneşin ve zamanın özünü içinde barındıran bir besin. Kalbi korur, hücreleri destekler. Az ama yoğun… Tıpkı hayatın özü gibi.
Unutmayalım; sağlıklı beslenmek bir kısıtlama değil, bir öz şefkat halidir. Mutfağınıza koyduğunuz her bilinçli seçim, kendinize attığınız küçük ama güçlü bir adımdır.
Şifanın gücü önce tabakta başlar, sonra hayata yayılır.Işıltınızla var olun…Sevgilerimle