?>

Ramazan: İçimizde Açılan Kapı

Senem Köse BEKTAŞ

11 saat önce

Kapıyı içerden açtığımız bir aydır Ramazan…İçimizdeki gürültüyü ilk kez gerçekten duyduğumuz, o sesi bastırmak yerine şifalandırmayı seçtiğimiz… Merhameti, şefkati, bereketi ve iyiliği kalpte büyüttüğümüz bir zaman. Belki de en kıymetlisi, bir başkasını gerçekten anlayabildiğimiz o ince yerden geçiştir.

Oruç, yalnızca aç kalmak değildir.Beden açlığı; ruhun içinde katılaşmış, tortulaşmış ne varsa onu görünür kılan bir aynadır. Her nefeste hissedilen açlık, içimizde saklı kalan duyguların kapısını aralar. Ve aslında o kapı, kalbin eşiğinde durur.

İçe doğru alınan her nefes, tazyikli bir su gibi temizler insanı. Kalpten dile akan merhamet, hâli konuşturur. Açlık en çok öfkeyi görünür kılar; ama insan yavaşladığında, sustuğunda ve sabrı seçtiğinde, o öfkenin içinden yeni bir bakış doğar. Sanki içimizde bir güneş açar ve hayata daha yumuşak, daha sevgiyle bakan gözlerimiz olur.

Tasavvufi bakışla oruç, kalbin eğilişidir. Hakikate, Yaradan’a varış ise ancak nefsin terbiyesi ile mümkündür. Bu ay, insanın kendi içindeki fazlalıkları fark edip arındığı, sert çizgilerin yumuşadığı, köşelerin yuvarlandığı bir dönüşüm zamanıdır.

Ama bu kapıyı gerçekten aralamak için sadece aç kalmak yetmez. Gün boyu aç kalıp iftarda bedeni ağırlaştırmak, içsel arınmayı zorlaştırır. Oysa oruç; sadece mideyi değil, dili, kalbi ve niyeti de hafifletmektir. Yavaşlamak, sözünü inceltmek, kalbini dua ile beslemek bu ayın özüdür.

Rahman’ın nefesini içine çek…Seni aşağıya çeken alışkanlıkların bağını incelt. Bir kırgınlığı onar, şükrü büyüt. Yönünü kaybettiğinde aynaya bak; çünkü aradığın kapı dışarıda değil, içindedir.

Kısacası oruç, açlık değildir.O, kalbe açılan bir kapıdır, rıza makamıdır. Ve o kapıdan geçen herkes, kendine biraz daha yaklaşır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI