?>

Şahsiyet ve Kurum Merkezli Tarih Anlayışı: Mehmet Şevki Yazman

Dr. Volkan Yaşar

7 saat önce

Türkiye’nin modernleşme hikâyesi çoğu zaman birkaç büyük isim etrafında anlatılır. Esasen Cumhuriyet’i ayakta tutan esas kadro, cephede savaşmış, devlet inşa etmiş ve düşünce üretmiş “çok yönlü” şahsiyetlerden oluşur. Asker, siyasetçi ve yazar Mehmet Şevki Yazman, bu sessiz ama belirleyici kuşağın en dikkat çekici temsilcilerinden biridir.

1896 yılında Elâzığ’da doğan Yazman, Osmanlı Devleti’nin son döneminde yetişmiş; Birinci Dünya Savaşı, Millî Mücadele ve erken Cumhuriyet yıllarının tamamına fiilen tanıklık etmiş bir isimdir. Onun hayat çizgisi, yalnızca bireysel bir kariyer öyküsü değil; aynı zamanda bir devletin çöküşten yeniden kuruluşuna uzanan zihinsel serüvenidir.

Henüz Harbiye öğrencisiyken savaşın içine çekilen Mehmet Şevki Yazman, Çanakkale Cephesi’nde istihkâm subayı olarak görev yaptı. Ardından Galiçya ve Filistin cephelerinde savaştı. Bu cepheler, Osmanlı subay kuşağının yalnızca askerî değil, aynı zamanda siyasi ve fikrî olarak da olgunlaştığı alanlardı. Yazman da bu kuşağın tipik bir temsilcisi olarak, savaş meydanlarında edindiği tecrübeyi ilerleyen yıllarda kaleme ve düşünceye dönüştürdü.

Millî Mücadele yıllarında Sakarya Cephesinden Kocaeli Grup Komutanlığına uzanan cephe hattında görev alan Yazman, Cumhuriyet’in kazanılmasının ardından yalnızca üniformasıyla değil, mühendislik bilgisi ve entelektüel birikimiyle de yeni devletin hizmetine girdi. İstanbul Üniversitesi’nde makine ve elektrik mühendisliği eğitimi alarak harp sanayii alanında uzmanlaştı; askerî okullarda öğretmenlik yaptı. Bu yönüyle o, Cumhuriyet elitinin “çok disiplinli” karakterini yansıtır.

Ancak Mehmet Şevki Yazman’ı önemli kılan yalnızca askerî ve teknik yönü değildir. II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye’de sosyal devlet anlayışının ilk kurumsal adımlarının atıldığı dönemde, Çalışma Bakanlığı’nın bölgesel teşkilatlanmasında aktif rol aldı. Sosyal güvenlik sisteminin temellerinin atılmasında ve bu sistemin halka anlatılması için gazetelerde yazılar kaleme alarak önemli rol oynadı. Bu yazılar, erken Cumhuriyet’in devleti topluma anlatma çabasının somut örnekleridir.

Siyaset sahnesine Demokrat Parti Elâzığ milletvekili olarak giren Yazman, 9. ve 10. Dönem (1950-1957) Meclis’te özellikle savunma, bütçe ve kamu idaresi konularında söz aldı. Kanun teklifleri verdi; asker kökenli bir milletvekili olarak sivil siyasetin içinde yer aldı. 1957’de aktif siyasetten çekilmesiyle birlikte ise yeniden yazıya yöneldi.

Onun asıl kalıcı etkisi, belki de kalemiyle ortaya çıktı. I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’ye ait Türk savaş tarihi ve edebiyatı ile ilgili tarih, anı, hikâye ve roman türünde kitaplar yazdı. “Mehmetçik Avrupa’da”, “İstiklal Harbi Nasıl Oldu?”, “Büyük Taarruz Nasıl Oldu?”, “Dumlupınar’a Giden Yol” gibi eserlerinde Türk savaş tarihini yalnızca askerî bir anlatı olarak değil, insanî ve toplumsal bir tecrübe olarak ele aldı. Aynı zamanda Franz Babinger, Otto Liman von Sanders, A.D. Mordtmann ve Reinhard Stewig gibi Alman tarihçilerden yaptığı çevirilerle Türk tarih yazımına yeni bir bakış açısı kazandırdı. Akşam ve Ulus gazeteleri başta olmak üzere Cumhuriyet, Vatan, Dünya, Yeni İstanbul, Vakit, Tan ve Zafer gibi gazetelerde askeri ağırlıklı olarak çeşitli disiplinlerde ciddi sayıda köşe yazıları yazdı. Kadro Dergisi’nde yayımlanan yazıları ise, Cumhuriyet’in kalkınma ve enerji politikalarına dair erken dönem entelektüel tartışmaların önemli örnekleri arasında yer alır.

Mehmet Şevki Yazman’ın hayatı bize şunu gösterir: Cumhuriyet, yalnızca büyük liderlerin değil; cephede savaşmış, masada yazmış, Meclis’te konuşmuş ve düşünce üretmiş çok yönlü kadroların eseridir. Bu isimleri hatırlamak, Türkiye’nin modernleşme sürecini daha doğru ve derinlikli anlamanın anahtarıdır.

Bugün Türkiye’nin devlet, toplum ve modernleşme ilişkisi tartışılırken; Mehmet Şevki Yazman gibi şahsiyetler, geçmişin yalnızca bir hatırası değil, bugünü anlamak için bir rehber olarak karşımızda durmaktadır.

Mehmet Şevki Yazman’ın hayatına yakından bakıldığında, onun yalnızca yaşadığı dönemi anlatmadığı; aynı zamanda o dönemin zihniyetini kuran isimlerden biri olduğu görülür. Askerî disiplin ile entelektüel üretimi kaynaştırabilmiş olması, onu benzerlerinden ayıran temel özelliktir. Bu yönüyle Yazman, Cumhuriyet’in “düşünen subay” tipinin güçlü bir örneğidir.

Özellikle kaleme aldığı eserlerde, savaşın yalnızca cephede kazanılan bir zafer olmadığını; toplumsal hafıza, moral ve gelecek tasavvuru ile anlam kazandığını vurgular. Onun savaş anlatıları, teknik askerî raporların ötesine geçer; okuyucuya bir kuşağın ruh hâlini aktarır. Bu nedenle Yazman’ın kitapları, sadece tarihçiler için değil; Türkiye’nin modernleşme sürecini anlamak isteyen herkes için önemli birer kaynaktır.

Bugün bu satırları yazmamın temel nedeni de budur. Mehmet Şevki Yazman gibi isimler, uzun süre tarih yazımının kenarında kalmış; çoğu zaman sadece dipnotlarda anılmıştır. Oysa bu şahsiyetler, Cumhuriyet’in kurumsal ve fikrî omurgasını oluşturan şahsiyetlerdir. Bu eksikliği gidermek amacıyla, uzun yıllara yayılan arşiv çalışmaları sonucunda iki ayrı kitap kaleme aldım.

Bu çalışmalardan ilki, “Çok Yönlü Bir Şahsiyet: Asker, Siyasetçi ve Fikir Adamı Mehmet Şevki Yazman’ın Faaliyetleri (1914–1974)” başlığını taşımaktadır. Bu eser, Prof. Dr. Mehmet Akif Tural danışmanlığında 2024 yılında tamamladığım doktora tezimin kitaplaştırılmış hâlidir. Hocamın özellikle şahsiyet merkezli tarih çalışmalarına verdiği önem ve bu alanda çok sayıda yüksek lisans ve doktora tezine danışmanlık yapmış olması, çalışmanın metodolojik çerçevesini de belirleyen temel unsurlardan biri olmuştur. Bu kitapta Yazman’ın askerî kariyerinden siyasal faaliyetlerine, mühendislik çalışmalarından entelektüel üretimine kadar uzanan geniş bir yelpaze ele alınmaktadır. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde bir subayın nasıl bir devlet adamına ve düşünce insanına dönüştüğünü, arşiv belgeleri ve dönemin basını ışığında incelemeye çalıştım.

İkinci çalışmam ise, “Mehmet Şevki Yazman’ın Kaleminden: Filistin İçin Çarpıştığımız Günler”, Birinci Dünya Savaşı sırasında Filistin Cephesi’nde görev yapan genç bir Osmanlı subayının, cephe hattında ve cephe gerisinde yaşananları bizzat kaleme aldığı hatıraların, aslına sadık kalınarak kitaplaştırılmış hâlidir. İlk kez 1949 yılında Ulus gazetesinde tefrika edilen bu metinler; açlık ve susuzlukla verilen mücadeleden cephe gerisindeki çözülmeye, Arap isyanlarından Yahudi kolonilerinin bölgedeki etkilerine kadar pek çok süreci, sahada bulunan bir subayın gözlem gücüyle aktarır. Çalışmada, anı metinlerinin daha sağlıklı okunabilmesi için Filistin Cephesi’ne dair tarihî süreç, dönemin askerî ve siyasal bağlamı akademik bir çerçeveyle sunulmuş; böylece hatırat, yalnızca bireysel bir anlatı değil, tarihsel bütünlüğü olan bir kaynak hâline getirilmiştir. Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı ile aynı dönem ve coğrafyayı anlatan bu eser, Filistin Cephesi’ni yalnızca askerî bir mücadele olarak değil, bugünün Orta Doğu’sunu şekillendiren tarihî kırılma noktalarının canlı bir tanıklığı olarak ele almaktadır. Bu hatırat çalışması, EURA24 yazarları arasında yer alan Emekli Tuğgeneral Ender Güner tarafından da okunmuş, tanıtılmış ve yayıma hazırlanma sürecinde önemli bir entelektüel süzgeçten geçirilmiştir.

EURA24’te yayımlanan bu yazıyla birlikte, hem Mehmet Şevki Yazman gibi tarihî şahsiyetleri uluslararası okuyucuya tanıtmayı hem de Türkiye’nin modernleşme tecrübesini kişiler ve kurumlar üzerinden birlikte okumayı hedefliyorum. Bu yaklaşımın tamamlayıcı örneklerinden biri de üçüncü kitabım olan “Türkiye’nin Modernleşme Sürecinde Ankara Halkevi ve Faaliyetleri (1932–1951)” adlı yüksek lisans tezimden doğan çalışmamdır. Bu eser, Cumhuriyet’in kültürel ve toplumsal dönüşümünün yalnızca yukarıdan alınan kararlarla değil; halkevleri aracılığıyla toplumun gündelik hayatına nasıl taşındığını, Ankara Halkevi özelinde ortaya koymaktadır. Çünkü tarih, çoğu zaman soyut süreçler üzerinden değil; bu süreçleri yaşayan, yönlendiren ve kurumsallaştıran şahsiyetler ile kurumlar üzerinden daha doğru ve derinlikli biçimde anlaşılır. Mehmet Şevki Yazman’ın hayat hikâyesi de bize şunu hatırlatır: Günümüzde giderek önem kazanan şahsiyet ve kurum merkezli çalışmalar, devletin ve milletin tarihinin daha sağlıklı okunabilmesi için vazgeçilmez bir anahtar sunmakta; devletlerin yalnızca kurumlarla değil, o kurumlara ruh ve yön veren çok yönlü, sorumluluk sahibi bireylerle inşa edildiğini açıkça göstermektedir.

Kaynaklar:

Volkan Yaşar, Çok Yönlü Bir Şahsiyet: Asker, Siyasetçi ve Fikir Adamı Mehmet Şevki Yazman’ın Faaliyetleri (1914–1974), Net Kitaplık Yayınları, Ankara, 2024.

Volkan Yaşar, Türkiye’nin Modernleşme Sürecinde Ankara Halkevi ve Faaliyetleri (1932–1951), Net Kitaplık Yayınları, Ankara, 2024.

Volkan Yaşar, Mehmet Şevki Yazman’ın Kaleminden: Filistin İçin Çarpıştığımız Günler, Net Kitaplık Yayınları, Ankara, 2024.

YAZARIN DİĞER YAZILARI