?>

Şehir ve Aidiyet

Burcu ALİYİ

5 saat önce

Gazel-i Der Prizren

Şadırvan’ın akar âb-ı hayat-ı pür-safâTaşköprü’den nâgehân dilber geçer eyler vefâ

Rûm’un incisi kûh-ı Şar’ın gölgesinde pinhândırGören sanır ol şehri bir bâğ-ı cennet-i huld-i bâkîdir

Câmi-i Sinân Paşa’dan yükselir âvâz-ı aşkSükût eyler Prizren, semâya erer cân u ten

Şem'î gibi mecnûn eder hüsnü o şehrin âlemiBülbül figân eyler ammâ, Prizren gülü bir özgedir

(Prizrenli Şem'î)

 

Prizren’de sabah erken saatlerde fırından yükselen börek kokusu, taş köprüden geçen insanların telaşı, eski çarşıdaki dükkân sesleri ve akşam olunca şehrin üstüne çöken o sakinlik… Hepsi insana tanıdık gelir. Sanki ilk kez değil de yıllardır bilinen bir yere gelmiş gibi hisseder insan kendini. İşte bu yüzden Prizren’i görenlerin çoğu, şehirden ayrıldıktan sonra bile onu unutamaz.

Şehrin tam merkezindeki Şadırvan Meydanı ise bu ruhun en canlı hissedildiği yerlerden biridir.

Meydanın ortasında duran tarihi çeşme, sadece susuzluğu gideren bir yapı değildir. Yıllardır insanların buluştuğu, dinlendiği, sohbet ettiği bir hatıradır adeta. Kimileri serinlemek için yaklaşır, kimileri fotoğraf çeker, kimileri ise sadece akan suyun sesini dinler. Ama herkesin kulağına mutlaka aynı hikâye çalınır:

“Bu çeşmeden su içen, bir gün mutlaka yeniden Prizren’e gelir.”

Belki bir efsanedir, belki sadece güzel bir söylenti… Ama insan Prizren’den ayrılınca buna inanmak istiyor. Çünkü şehir, insanda yarım kalmış bir his bırakıyor. Bir daha o meydanda oturma isteği, aynı sokaklardan geçme arzusu, aynı insanlarla yeniden selamlaşma duygusu…

Bir başka rivayet daha anlatılır Şadırvan için. Derler ki çeşmenin suyundan kana kana içen yabancılar, bir gün bir Prizrenliye gönlünü kaptırır. Bu yüzden bazıları gülerek su içer, bazıları ise temkinli yaklaşır. Ama işin gerçeği şu ki Prizren’in kendisi zaten insanın gönlünü çalmaya yeter.

Çünkü bu şehirde yalnızca tarih yoktur. Samimiyet vardır. Eski Balkan şehirlerine has o sıcak hava vardır. İnsan kendini yabancı gibi hissetmez. Bir kahvede otururken, çarşıda yürürken ya da Şadırvan’ın başında beklerken sanki uzun zamandır oradaymış gibi gelir.

Belki de bu yüzden insanlar Prizren’den ayrılırken içlerinden aynı cümleyi geçiriyor:

“Bir gün mutlaka yine geleceğim…”

YAZARIN DİĞER YAZILARI