?>

50 YILLIK EMEK, BİR ÖMÜRLÜK MANŞET: KOSOVALI TÜRK GAZETECİ İBRAHİM ARSLAN İLE SÖYLEŞİ

Burcu ALİYİ

4 saat önce

“Güçlülerin gazetecisi olmayın; güçlü bir gazeteci olun. Güçlülerin yanında durursanız, güç el değiştirdiğinde siz de kaybedersiniz. Ama gücünüzü kendi kaleminizden alırsanız, o güç kimsenin lütfu değil, sizin emeğiniz olur ve sizi her zaman ayakta tutar.”

(İbrahim Arslan)

 Gazeteciliğe başladığınız dönemde Kosova'daki medya ortamı nasıldı? Sizi bu mesleğe yönlendiren temel motivasyon neydi?

Gazeteciliğe başladığım yıllarda (1975) ne internet ne Facebook ne de Instagram vardı. Haberler okura, dinleyiciye veya seyirciye anında ulaşmazdı. Haber hazırlama süreci çok daha yavaştı. Olay yerinden bir haber radyoda ancak birkaç saat sonra duyurulabilir, gazetede ise bir gün sonra yayımlanırdı. Fakat genelde haberler kirlenmeden gelirdi.

Kosova'da devlet desteğiyle üç gazete çıkıyordu: 1944 yılında yayın hayatına başlayan Arnavutça Rilindja ve Sırpça Jedinstvo ile 1969 yılında çıkmasına izin verilen Türkçe Tan Gazetesi. Priştine Radyo ve Televizyonu'nda üç dilde yayın yapılıyordu. Priştine, Prizren, Mitroviça ve Gilan gibi şehirlerde üç dilde yayın yapan yerel radyolar da vardı.

İlkokul yıllarımda Üsküp’te çıkan Tomurcuk ve Sevinç dergileri ile Birlik Gazetesi elimize ulaştığında büyük heyecan duyardım. Abim Nuri Arslan’ın 1964’te Birlik’te çalışmaya başlaması ve ilk şiirimin çocuk sayfasında yayımlanmasıyla gazeteciliğe ilgim başladı.

Liseyi bitirdikten sonra üniversitede okurken, öğretmenim İrfan Ahmet’in teşvikiyle Tan Gazetesi’ne başvurdum. Nevzat Hüdaverdi’nin desteğiyle gazetecilik hayatım başlamış oldu.

İlk haberinizi yazdığınız günü hatırlıyor musunuz? O an sizde nasıl bir iz bıraktı?

İlk yaptığım haber, Ferizay'da bir fabrikanın açılış haberiydi. Yaptığım haberin gazetede çıkacağı heyecanı, ancak adımı tanıyabildiğim, bana zor benzeyen haber yüzünden soldu sanki. Genç, meslek eğitimi yok, üstelik Türkçe haber yazıyorsunuz. Haberini yazdığınız olayda bütün konuşmalar Sırpça. Konuşulanları tam anlamak, törende konuşanların görevlerini, ilgili kurum veya kuruluşun adlarını Türkçe'ye tercüme etmek ayrı bir dertti. Öyle ki genelde Türkçe medyada çalışan gazeteciler, günümüzde sadece gazetecilik değil, tercümanlık da yapmaktalar.

50 yıllık meslek hayatınızda "iyi gazetecilik" anlayışınız nasıl değişti ya da gelişti?

Her işin başı öğrenmekle başladığı için gazetecilikte de böyledir. Önce “meslek” ham olarak kopyalanır, zamanla haberlerinizde şekillenir ve doğru, tarafsız ve zamanında haber ilkeleriyle olgunluk dönemini yaşar. Meslekteki zirveye, yılların birikimiyle haberin temel öğeleri olan kim, ne, nerede ve neden sorularına cevap veren haberlerden geçerek; olaya çok yönlü yaklaşıp aydınlatıcı bilgiler içeren yorum ve eleştiri yazılarıyla ulaşılır. Benim yorum yazabilecek konuma gelmemde İlhan Selçuk, Oktay Akbal, Mehmet Barlas, Sırp gazeteci Jurij Gustinciç ve çok değerli başka usta gazetecilerin yazılarının katkısı büyüktür.

Mesleki Tecrübe ve Dönüm Noktaları

Çok çalışarak meslekte çabuk ilerlemiş, 29 yaşımda gazetenin Müdür ve Başyazar yardımcılığı görevini üstlenmiştim. Özellikle 1978'de gazetenin başına gelen Nevzat Hüdaverdi'nin döneminde başta mesleki anlamda ve yayıncılıkta önemli bir ilerleme kaydedildiğini belirtmek isterim. Gazetecilerimiz bu yıllarda, eskiye oranla Kosova dışında da önemli toplantıları yerinde izlemeye başladı. Gazetecilerinin kurduğu ilişiler sayesinde Tan Gazetesi artık Yugoslavya çapında tanınan bir gazete oldu.

Gazetecilik kariyeriniz boyunca sizi en çok etkileyen olay veya haber hangisiydi?

En çok etkilendiğim olaylar arasında dünya çapında bir lider olan Josip Broz Tito’nun ölümü ve bugün küresel adını taşıyan güçlerin uzun süreli projesiyle Yugoslavya’nın parçalanması sonucu Bosna ve Kosova’da 90’lı yıllarda çıkan savaş neticesinde yaşanan katliamlar vardı. İlgili haberleri andıkça etkisini dün yaşanmış gibi hissediyor insan.

Öte yandan, gazetecilik hayatımın ilk adımı olan ve uzun süre çalıştığım Tan Gazetesi’nden, 90’lı yıllarda izlediği yayın politikasıyla uzlaşamadığım için ayrıldığım günün (Mayıs 1993) izi derindir.

 

Meslek hayatınızda karşılaştığınız en büyük zorluk neydi? Bu zorluk size ne öğretti?

Çok sayıda zorluk karşınıza çıksa da göğüs gererek amacınıza ulaşabiliyorsunuz. Gazetecilik, haber peşinde hedefe ulaşmadan dinlenme hakkı vermeyen bir meslektir. Bana bunu öğretti.

 

Basın özgürlüğü konusunda geçmişle bugünü kıyasladığınızda neler söylersiniz?

Basın özgürlüğü, gazetecilikte temel bir hak olmasına karşın bugün özgürlük adına çok sayıda yanlış haberle karşılaşıyoruz. Özgürlük kadar gazetecinin doğru ve tarafsız haber sorumluluğu da vardır. Bu iki özellik arasında sağlıklı bir denge, sağlıklı haberleşmeyi sağlar. Bu dengenin sık sık bozulduğunu görüyoruz. Çevre kirliliği kadar haber kirliliği yaşıyoruz.

 

Kosova ve Balkanlar Perspektifi

Kosova'nın siyasi ve toplumsal dönüşüm süreçlerine bir gazeteci gözüyle nasıl tanıklık ettiniz?

Yaşanan savaşın ardından, uluslararası topluluğun girişimiyle sağlanan barış ortamı BM Geçici Yönetimi ile devam etti. 17 Şubat 2008’de Kosova bağımsızlığını ilan etti. Dünyada çok büyük değişikliklerin yaşandığı, teknolojilerin çok hızlı ilerlediği bu gelişmeler içinde Kosova, zaman zaman Sırbistan ile yaşanan gerginliklere rağmen devlet konumunu her geçen gün güçlendirerek istikrarlı bir gelişme göstermektedir. 121 ülke tarafından tanınan Kosova’da, başta ekonomi, yargı, sağlık, eğitim ve azınlıkların hakları konusunda daha fazla çaba harcanmasına gerek vardır.

Balkan coğrafyasında gazetecilik yapmanın kendine özgü yönleri sizce nelerdir?

Balkan coğrafyasında gazetecilik zor olsa da, genelde dertler aynı olduğu için doğru haber yapmak isteyen gazeteciler için işi kolaydır. Fakat tarih boyunca birbiriyle didişen Balkan halkları, rahat dururken bir anda kriz yaratmayı da bilirler. Bu durumlarda tarafsız gazetecilik zorlaşır; doğru haber yazsanız da karşı taraftan “taraflı ve önyargılı haber yazdınız” suçlamaları gelebilir.

 Türk toplumunun Kosova'daki kültürel ve medyatik varlığını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bugün ne yazık ki pandemiden sonra Kosova'da hiçbir dilde tek bir gazete çıkmamaktadır. Arşiv özelliği olan gazetesiz bir toplum, geçmişinden habersiz kalma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Savaştan sonra yedi yıl çıkan haftalık Türkçe Yeni Dönem gazetesi ile Yeni Dönem radyo ve televizyonu da kapandı. Kosova Türk Gazeteciler Derneği'nin Priştine'de nüfus sayımı döneminde "Tan-haber" adıyla birkaç sayı çıkardığı haftalık gazete, ekonomik imkânsızlıklar yüzünden yayımlanamadı. Aynı dönemde Prizren'de bir yıl kadar "Evladı Fatihan" adıyla haftalık gazete yayınlandı.  

Öte yandan, yaklaşık 20 yıl Priştine'den sadece Türkçe yayın yapan ve Türk toplumuna hizmet adına frekans alan Kent FM Radyosu özelleştirilip birkaç yıl sonra kapandı. BM Kosova Barış Gücü (KFOR) bünyesindeki Türk Taburu'nun Mehmetçik FM radyosu yayınları ve aylık Mehmetçik Dergisi yıllarca hizmetleriyle Türkçe medyaya büyük katkı sağladı.

Kosova Radyo Televizyonu'nda çok sınırlı Türkçe yayınlar, internet ortamında ise dört-beş haber portalı Türkçe medyaya olan gereksinimi bir parça karşılamaktadır. Çok sayıda, 100'ü aşan kayıtlı kültür sivil toplum kuruluşuna rağmen, Türkçe ve Türk halkının ihtiyaçları doğrultusunda düzenli bir hizmet alınamamaktadır.

 Size göre bir gazetecinin asla vazgeçmemesi gereken üç temel ilke nedir?

Bir gazetecinin asla vazgeçmemesi gereken şey, doğru, tarafsız ve bağımsız gazeteciliktir. Fakat daha önemli olan, "güçlü gazeteci mi, yoksa güçlerin gazetecisi mi" olmak istediği konusunda karar verebilmesidir. Güçlü gazeteci kalıcı, güçlerin gazetecisi olmak ise geçicidir.

 Objektiflik ile vicdan arasında kaldığınız anlar oldu mu? Böyle durumlarda nasıl bir yol izlediniz?

 Yazmam veya söylemem gerektiği durumlarda geç kaldığım olmuştur. Fakat bu durumlarda vicdanım her zaman daha güçlü ve haklı çıktığı için bir an önce o gecikmeyi kapatmış, rahatlamışımdır.

 Günümüzde dijital medyanın yaygınlaşmasını gazetecilik açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

 Çok zor bir dönem içindeyiz. Haber kirliliği ve enformasyon kargaşasının yaşandığı bu günlerde dorğu haber yapmak zor. Haber kaynaklarından olaylarla igili doğru ve tarafsız haberleri tanımak daha da zor. Hele hele dijital habercilikte de kaynak olarak görülen Chat GPT'nin yaratabileceği zor ve tehlikeli durumlarda " doğru" yu tanımak, yanlış bilgilerden kaçınabilmek için gazetecilerin çok daha dikkatli olmaları gerekiyor.

 “Genç Gazetecilere Tavsiyeler”

 Bugün gazeteciliğe başlamak isteyen gençlere en önemli tavsiyeniz ne olur?

Doğru, tarafsız ve zamanında haberciliğin yanı sıra, mesleki hedefleri “güçlü gazeteci olmak” olsun. Habercilikte “şampiyon” olmak uğruna bir haberi “kim daha önce yayacak” diye kıyasıya bir yarış var. Bu yarışta hız aşımı yüzünden “kaza haberler” — yanlış veya eksik haberler — yüzünden kargaşa ve belirsizlikler yaşanabiliyor. Habercilikte “kaza” yapmamak için genç gazetecilerin, bir yanlış haberin “dünya savaşına” neden olabilecek kadar tehlikeli olduğunu bilerek sorumluluk bilinciyle görev yapmalarını tavsiye ediyorum. Haber yarışında da “Geç kaldı desinler, geçmiş olsun demesinler” örneğinde hareket etmelerinin daha doğru olduğuna inanıyorum.

 

Sizce gazetecilik bir meslek midir yoksa bir ideal mi?

 

Gazetecilik bana göre, meslekten çok bir ideal, bir ülküdür, bir ilkedir. Bir güçtür. Tarafsız ve bağımsız gazetecilikte bu özellikler iç içedir. Bu özellikleri taşımayan gazeteciler ise, anacak kıyametin hizmetçileridir.

 

"İyi ki gazeteci olmuşum" dediğiniz bir anınızı bizimle paylaşır mısınız?

Özellikle belli konularda haberlerinizle, araştırmalarınızla belli bir sorunun çözümüne katkıda bulunduğunuzda, karşı taraftan "helal olsun" seslerini işittiğinizde mutlu olmamak ve içinden "iyi ki gazeteciliği seçmişim" duygusunu yaşamamak elde değil. Yıllarca yazdığım "Üç nokta" köşemdeki yazılar hakkında olumlu eleştiriler, benim için teşfik vitmaminleri gibiydi. Hele hele başka dillerdeki gazetelerde yorumlarınızın yayınlandığını görünce, size mesleki anlamda bir güven ve güç katıyor.

Geriye dönüp baktığınızda meslek hayatınızda farklı yapmak isteyeceğiniz bir şey var mı?

Allah’ın bana meslekte başarılı olabilmem için verdiği özeliklerimi en iyi şekilde kullanmak, mesleğimde çaba harcamak ve en iyisini yapabilmek uğruna "keşke" diyebileceğim bir durumla karşılaştığımı hatırlamıyorum. Muhakak olmuştur.

 Sizi en çok gururlandıran çalışma veya başarı nedir?

 Genelde yazdıklarımın ardından okurlardan gelen olumlu tepkiler, gurur kaynağım oldu. "Tan" Gazetesi'nden ayrıldıktan sonra (1993) bağımsız gazeteci olarak görevimi sürdürmeye çalıştım. Birkaç yıl sonra önce İstanbul merkezli İHA Haber Ajansı'nın Yugoslavya temsilcilğini, ardından da yaklaşık yirmi yıl Anadolu Ajansı'nın Kosova temsilciliğini yaptım. Anadolu Ajansı'nın temsilcisi olabilmek ayrı bir duygu, bir onur ve gururdu benim için. Kafamda kalan olaylardan biri, Kosova'da yaşanan bir çatışma haberini Ajansa olay yerinden telefonla bildiriken, karşı taraftan " Reuters Haber Ajansı bunu demiyor " şeklinde dikkatimi çeken şefin sesine, "Ben İbrahim Arslan, Anadolu Ajansı'nın muhabiri haber veriyor" yanıtımdaki gazeteci duruşumla gurur duyuyorum. Bu duruşum, AA'da doğru haber konusunda, "Reuters", "Associted Press" , UPI gibi yabancı haber ajanasları kompeksinden bir zerre kadar olsa da kurtulmasına neden olduğuma inanıyorum.

Emeklilik döneminde gazeteciliğe bakışınız değişti mi?

Emeklilik yaşamayan mesleklerden biri gazeteciliktir. Gazetecilikte mesleki açıdan yaşanan çok büyük teknolojik değişikliklerin işi kolaylaştırdığı kadar doğru haberciliği de zorlaştırdığını düşünüyorum. Güçlü gazeteciler safında gazeteci sayısının azaldığını, güçlülere hizmet eden gazeteciler safında ise sayının hızla arttığını gördükçe üzülüyorum. Hele hele vatandaşların "Gazeteciler çok yalan söylüyor, uyduruyor..." şeklindeki ve çoğu durumda haklı isyanları insanı üzüyor. "Güç bağımlısı" olan gazeteciler, insanların doğru haber hakkını almakla kalmıyor; haksızlara hizmet ederken dünyadaki çoğunluğun haklı tarafa haksızlık ettiklerini, insan haklarını çiğnediklerini unutuyor gibiler.

19, Hayatınızı tek bir cümleyle özetleyecek olsanız bu cümle ne olurdu?

Priştine'de onuruma düzenlenen gazetecilikte 50. yıl kutlamasında ünlü moderatör üstad Engin Noyan'ın "Gazetecilikte 50 yıl, şaka değil yarım asır, nasıl geçti?" sorusuna yanıtım: "Haber yaparak, habersiz geçti" oldu. Gazetecilik heyecanı bitmez, bir meslek. İlginize teşekkürler.

YAZARIN DİĞER YAZILARI