40 Milyonun Konuşmak Hakkı

40 Milyonun Konuşmak Hakkı
20-04-2026

Bir süre önce Tahran'da yaşayan bir  Azerbaycan türkü arkadaşımızla görüşmüşdüm. Anadilimizin kaderi konusunda çok karamsardı. Ülkesinde akademik Azerbaycan Türkçesi öğretilmediği ve okullarda bu dilde ders verilmediği için dilimizin neredeyse yok olmak üzere olduğunu söylüyordu. Şaşırmadım. Yüz yıldır anadilimiz güneyde, kendi topraklarında yabancılaşmış, anavatanında üvey müamelesi görmekte. 40 milyondan fazla Azerbaycan Türkü, anadilinde eğitimden mahrum bırakılmıştır. Halbuki, İran'ın bugünkü sınırlarla  varoluşunun mimarları Safavidler, Afşarlar ve daha sonra Kaçarlar gibi Türk hanedanlıkları dönemində yaklaşık  5 yüzyıl boyunca Türkce Farsçaya paralel olarak İran'da devlet dili statüsüne sahipti. 20. yüzyılın başlarında -1925'te, son Türk Kaçar Şahı Ahmed Şah'ın devrilmesi ve o dönemde Savunma Bakanı olan Rıza Pehlevi'nin tahta geçmesinden sonra- bu statü yalnızca Farsça diline verildi ve Türklerin anavatanında yabancılaşması başlandı. 20. yüzyılın 30'lu yıllarından itibaren, "tek İran", "tek millet" ve "tek dil", yani "pan-İranizm" meselesi İran'da resmi devlet politikası haline geldi. Pan-İranizm, İran'ı Fars ülkesi, İran'da yaşayan halkları İran milleti olarak adlandırdı ve Farsçayı İran'ın tek dili ilan etti. Pan-İranistler ülkede diğer dillerin kullanımını yasakladı ve medreselerde ve ofislerde Farsça konuşmayanları cezalandırma politikası uyguladı. Bu politika, etnik dilleri geleneksel faaliyet alanlarından bastırmayı amaçlıyordu. İktidardaki rejim, Fars yetkililerinin eliyle ve şiddet yoluyla etnik grupların asimilasyon politikasını uygulamaya çalışıyor ve Azerbaycan türkcesine karşı kapsamlı bir baskı ve yasaklama politikası uygulanıyor.

Pehlevi döneminde başlayan Azerbaycan Türkçesine yönelik saldırılar, İslam Devrimi'nden sonra teokratik İran İslam Cumhuriyeti'nde de devam etti. İran Anayasasının toplumun çok etnikli yapısını yasal olarak teyit etmesine ve etnik dillerin yasal haklarını tanımlamasına rağmen... Anayasa kitap basımı, kitle iletişim araçlarında kullanım özgürlüğü ve ulusal edebiyatın anadilinde öğretilmesini öngörüyor. Ancak İran rejimi, temel yasanın gereklerini göz ardı ederek, etnik dilleri eğitim sistemine dahil etmek için hiçbir önlem almadı.

Burada ilginç bir nokta daha var. Sürekli olarak İslami dayanışması ve müslümancılığı savunan İran'da Türkler, Kürtler, Araplar, Beluciler ve diğer etnik gruplar anadillerinde eğitim alma hakkından mahrum bırakılırken, bu ülkede sadece Hristiyan Ermenilere anadillerinde eğitim alma fırsatı tanınıyor.

Ülkede uzun yıllardır uygulanan asimilasyon politikası, Türkçenin biçiminde ciddi değişikliklere maruz kalmasına ve hatta zaman zaman biçimsiz bir dil olarak ifade edilmesine yol açmıştır. Yeni rejim, bir yandan Azerbaycan dilinin eğitim alanına girmesini engelleyerek Azerbaycan gençliğinin edebi dilin normlarını öğrenmesini engellemekte ve böylece Fars dilinin etkisini daha da güçlendirmektedir; diğer yandan ise devlet kontrolündeki kitle iletişim araçlarında Azerbaycan Türkçesine sınırlı süre ayrılmasına rağmen, Azerbaycan dilindeki programlara sadece içerik ve biçim açısından değil, sözcük ve gramer açısından da müdahale edilmekte ve Farsça ifadeler, kelime kombinasyonları, sözcükler ve gramer araçları kullanan yapay bir dil kullanılmaktadır.

İran nüfusunun %60'ı Türkçe konuşmaktadır; Türkçe, konuşan sayısı bakımından dünyada üçüncü sırada yer almakta ve İran'ın komşuları Türkmenistan, Azerbaycan ve Türkiye'nin resmi devlet dilidir. Sürekli dostane komşuluktan bahseden Tahran, bu dilin yasal statüsünün tanınmasının kültürel iletişim ve ilişkiler açısından da önemli olabileceğini hesaba katmıyor.

İranda yaşayan Azerbaycan muhalif siyasi güçleri, önde gelen ulusal aydınlar ve vatansever gençler, ulusal sorunun çözümü ve anadilin hak ettiği statüyü kazanması için sürekli mücadele ediyor, Farsça kelimelerin, ifadelerin ve lehçelerin Azerbaycan diliyle karıştırılmasına, Güney Azerbaycan radyo ve televizyon kanallarında Türkçe yayınların anlaşılmaz bir şekilde düzenlenmesine karşı çıkıyor ve hükümetten ülkenin anayasasında belirtildiği gibi anadilin statüsünün güvence altına alınmasını talep ediyorlar. Ancak, eğitimde, mahkemelerde, resmi kurumlarda ve yerel yönetimde anadilin kullanılmasını talep eden ve bunu denemeye çalışan gruplar ve bireyler, iktidardaki çevreler tarafından sürekli olarak zulüm ve baskıya maruz kalıyor, protestolar görmezden geliniyor ve Azerbaycan Türkçesinin haklarının iadesi için hiçbir adım atılmıyor.

Son olarak, Azerbaycanlı aydınlar, etnik olarak Azerbaycanlı bir Türk olan Mesud Pezeşkiyan hükümetine, onun ana dil ile ilgili adaletsizlikleri ortadan kaldıracağına büyük umutlar besliyorlardı. Pezeşkiyan, seçim kampanyası sırasında İran Anayasası'nın 15. maddesinin uygulanmasını sağlayacağına söz vermişti.

Bu maddenin, ülkenin etnik halklarının edebiyatının kendi ana dillerinde öğretilmesini öngördüğünü belirtmek isterim. Düşünün, bu hiç ana dilinde eğitim bile değil, sadece halkın edebiyatının yazıldığı dilde öğretilmesidir ve bu madde 47 yıldır uygulanmıyor. Geçen yılın Şubat ayında, Pezeşkiyan'ın cumhurbaşkanlığını devralmasından birkaç ay sonra, İran parlamentosunun Eğitim Komisyonu, ülkedeki okullarda Farsça olmayan dillerin ve etnik edebiyatın öğretilmesi için bir yasa tasarısı önerdi, ancak kabul edilmedi.

Cumhurbaşkanı sadece sözünü tutmamakla kalmadı, aynı zamanda herhangi bir etkinlikte veya toplantıda Azerbaycan Türkçesiyle konuşması, hatta Türkçe birkaç şiir dizesi okuması bile protestolarla karşılanıyor. Seçim kampanyası sırasında bile, Mesud Pezeşkiyan'ın zaman zaman Türkçe konuşması İran Anayasa Koruma Konseyi'nin hoşnutsuzluğuna neden oluyordu. Türk varlığına ve Türk diline karşı bu korkunun nedeni ne acaba? Bugün İran'da çocuklara Türk ismi vermek yasak, eğer bir ebeveyn çocuğuna Türk ismi  vererse, doğum belgesi verilmiyor.  Diger bir sorun -yayıncılar Azerbaycan Türkçesiyle kitapların yayınlanmasına kısıtlamalar ve sansür uyguluyor.

Bugün İran savaş halinde ve oradaki milyonlarca yurttaşımız da tehlike altında. Ancak bugün, her şeyden önce, binlerce yıldır yaşadıkları vatanlarına sahip çıkıyor ve bu zor zamanlarda bile ülkeyi terk etmiyorlar. İran her zaman Azerbaycan Türkleri için bir vatan olmuştur, ancak son yüz yılda bu vatan onları sahiplenmemiş, onları kendi evlatları gibi görmemiş ve her şeyden önce, dil konusunda yurttaşlarımıza üvey evlat muamelesi yapılmıştır.

Ancak, unutmamak gerekiyor ki, anadilini konuşmak temel insan haklarından biridir. Dile karşı saldırı da insanlığa karşı suçlar listesine dahil edilmeli ve bu suç derhal önlenmelidir.

İran Parlamentosu Eğitim Komisyonu Başkanı Alireza Munadi'ye göre, İran'da konuşulan 84 yerel dilden 40'ı artık yok olmuştur. Umarız 41. dil Azerbaycan Türkçesi olmasın.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?