USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Biri Hayat Pahalılığı Yoktur mu Dedi?

01-08-2022

Yanlış uygulanan politikalar… Üretimden çok tüketime alıştırılan toplum… Duyarsızlaştırılan insanlar… Her şeyi normal karşılayan gruplar…. Battım, bittim diyerek yazar kasa atandan, dolar 18 liradan 8 liraya düştüğünde göbek atan zihniyet. Aslında son 20 yılın özeti nedir diye soran olursa, nereden nereye geldik?  Neden bu durumdayız? diye soran varsa işin özeti tam olarak bu diyebilirim. Size konuyu daha net anlatabilmek için bazı somut örneklerle açıklayayım.  Son 20 yıldan beri anlatılan masallarda sürekli bir ekonomik şahlanıştan bahsediliyor. Bugün gelinen noktada Türkiye ekonomisi harita da bile bulmakta zorlanacağınız ülkelerden daha aşağıda. 9 defa iflas eden Arjantin’in borç bulmak için çıkardığı tahviller sizin ülkenizden daha değerli ise oturup masal anlatmak yerine düşünmeniz gerekmez mi nerede hata yapıyorum diye?

 Geçtiğimiz haftanın en popüler konusu da muhakkak TCMB Başkanının bir soru üzerine verdiği şu cevaptı. Soru şu: “Tüm Dünyada Merkez Bankaları faiz artırırken biz neden düşürdük?” Verilen cevap daha bir ilginç. “Biz doğru yaptığımızı düşünüyoruz” O zaman ekonomiden az bir şey anlayanların sorması gereken şu olmalı: “Herkes yanlış yaptı. Bir tek siz doğru yaptınız öyle mi?” Şunu herkes bilmeli ve anlamalı ki ekonomide yanlış giden durumun sorumlusu ekonomi yönetimi ve mevcut kişidir. TL’deki değer kaybının tek sebebi de “TCMB’dir”.

 Türkiye uzun yıllar boyunca “Yüksek Faiz Düşük Kur ve Cari Açık Vererek Bütçe Açığını Kapatma “ politikasını izledi. Şimdi de düşük faiz uygulayarak ihracatı artıracak, döviz krizini bu şekilde gidermeye çalışacak. Aslında izlemeye çalıştığı politikanın tam olarak anlatımı bu. Ama birileri bu politikanın yanlış olduğunu, ihracatın sizin gelirden bağımsız olduğunu anlatması gerekiyor bunlara. İzlenen bu saçmalık yüzünden enflasyon ve hayat pahalılığı ortaya çıktı. Yetmedi, bunlarla baş edemediler “Seçim” yatırımı olsun diye ekonomi biliminin gerçeklerini görmezden gelip ücretlere de zam yaptılar. Burada şunu düşünmeyin: Ücret arttı, insanların cebine daha çok para girdi. Zenginleştik. Buna İktisatta LİKİTİDE TUZAĞI” denir. Türkçesi şu: Artan ücret düzeyleri sonrasında kişilerin kendini zengin hissetmesi. Hayır. Anlatmaya çalıştığım bu değil. Enflasyon dönemlerinde ücret ve fiyat kontrolü yapmalısınız. Yapmazsanız enflasyonu artırırsınız. Nitekim bu politikalara devam edersek ilerleyen zamanlarda enflasyonun daha da artacağını söyleyebilirim. Bu saatten sonra faiz artışı da bizi kurtaramayabilir.

 Yakın bir zamanda iş adamlarının karşısında “Ne hayat pahalılığı yok öyle bir şey” diyen zihniyete ne oldu da ağız değiştirdi. Şimdi çıkıp “Evet hayat pahalılığı” var diyor. Hani hayat pahalılığı diye bir şey yoktu?  Aradan geçen bu kısa sürede ne gördü ne değişti ki “İnsanlarımızı, çalışanlarımızı enflasyon altında ezdirmeyeceğiz” diyor. Kafasına saksı mı düştü? Birinin bunu diyene iktisadi olarak “Hayat pahalılığı” ve “Enflasyonun” ne demek olduğunu anlatması gerekmiyor mu? Gelin sizle ülkede vatandaşın durumunu konuşalım. Herkesin anlayacağı şekilde, teknik analizlere girmeden hem de. Kararı siz verin. Şimdi sıkı durun. Bireysel kredi kartında geçen yıla göre artış yüzde 161 olurken, bireysel kredi borcu nedeniyle takibe düşenlerin sayısı da yüzde 245 arttı. Merak eden, bu bilgileri nereden buldun diye soran olursa kaynağını da söyleyeyim. Türkiye Bankalar Birliği. Artık insanlar karınlarını doyurmak, temel ihtiyaçlarını karşılamak için değil borcunu başka bir yerden borçlanarak kapatmaya çalışıyor. Vatandaşların getirildiği, “Şahlanıyoruz, sabredin dedikleri durum bu. Hepsi bu kadar mı diyorsanız yanılıyorsunuz dahası var. Kaynak yine Türkiye Bankalar Birliği. Türkiye Bankalar Birliği verisine göre; bireysel kredi kartı borcundan dolayı yasal takibe uğrayan kişi sayısı 2022 yılı ilk ayında 107 bin kişi, bireysel kredi borcundan dolayı yasal takibe uğrayan kişi sayısı ise 145 bin kişi oldu. 2021 Ocak’ta ise kredi borcundan takibe düşen 42 bin, kredi kartı borcundan takibe düşen ise 41 bin kişiydi. 42 bin kişi nerede 145 bin kişi nere? TBB verilerine göre bireysel kredi ve kredi kartı borcunu ödememiş gerçek kişilerden borcu devam etmekte olan kişi sayısı da Ocak 2022 itibariyle 4 milyon 130 bin 354 kişiye çıktı. Aralık 2021’de bu rakam 4 milyon 121 bin 998 seviyesindeydi. Yani bir ayda 8 bin 356 kişi daha borcunu ödeyememiş. Hala aranızda şahlandığımıza inan var mı? Ben bu rakamları gördükten sonra kendi adıma gerçekten ikna oldum peki ya siz?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?