Çatırdayan Sistem

Çatırdayan Sistem
29-09-2026

Federal Almanya birinci ve ikinci dünya savaşı sonrası yine tarihi günler yaşıyor.  

Öyle görünüyorki bu tarihi kırılmadan,çıkmak veya kurtulmak için herhangi bir reçetesi bulunmamaktadır, siyasi sistem dar bir alanda, kısır döngüler etrafında tartışmalar sürüdürüyor.

Neden bu sistem tıkandı. 

Almanya birinci dünya savaşı sonrası yapılan Versay anlaşması ile savaş tazminatı ve toprak kaybı ile cezalandırılmıştı. 

Alman ordusunun mevcudu 100 bin kişiye düşürüldü; zorunlu askerlik kaldırıldı, ağır silah, denizaltı ve savaş uçağı bulundurması yasaklandı.

İkinci dünya savaşı sonrası yine Almanya ile müttefik devletler arasında doğrudan klasik anlamda bir barış antlaşması imzalandı ve Potsdam Konferansı (1945): Savaşın galipleri (ABD, İngiltere, Sovyetler Birliği) Almanya'nın geleceğini ve sınırlarını belirlemek için toplandı ancak bu kalıcı bir barış antlaşması değil, galip devletlerin bir bildirisi olarak tarihe geçti. 

Daha doğrusu bir barış anlaşması değil bir dayatma ve dikta etme anlaşmasıydı. 

Almanya'nın üçüncü kırılması ve serbest kalması ise (1990): Soğuk Savaş'ın sonunu getiren ve Almanya'nın yeniden birleşmesini sağlayan 2+4 Antlaşması (İki Artı Dört Antlaşması), Doğu ve Batı Almanya ile birlikte savaşın galibi dört devlet (ABD, Sovyetler Birliği, İngiltere, Fransa) arasında imzalandı. Teknik olarak tam bir barış antlaşması olmasa da müttefiklerin Almanya üzerindeki işgal haklarını kaldırdı ve Almanya'nın tam egemenliği tescilledi.

Milyarlarca tazminat ödendi, Rus askerlere konut yapıldı, birleşme için devletin bütün imkanları seferber edildi ve devletin kasası boşaltıldı. 

Bu ağır fatura için ekonomik reform yapılması gerekirken, siyasi çevreler birleşmenin heyecanı ile bu ağır faturayı görmezlikten geldiler. 

Federal Almanya doksanlı yıllarda ekonomik sistemi yenilemek ve geleceği yeniden inşa etmek için bazı düzenlemeler yaptı fakat içeriden çok büyük bir direnişle karşılaştı özellikle sendikalar ve STK'lar bu direnişte öncü olarak öne çıktılar fakat kısmi bir değişim ve dönüşüm yapabildi. 

Agenda 2010, dönemin Federal Şansölyesi Gerhard Schröder tarafından 14 Mart 2003 tarihinde Alman Federal Meclisi'nde sunulan kapsamlı bir reform paketiydi ve bu pakette önemli başlıklar yer alıyordu. Sıkça dile getirilen diğer"Agenda 2020" gibi bir reform paketide tam olarak hayata geçirelemedi. 

Bu pakette: 

Hartz 4 reformları,İşsizlik , Sosyal sistem,

Eğitim, Ekonomi gibi başlıklar yer alıyordu. 

Bu yapılan reformlar çok büyük tepki alıyor bilhassa sosyal demokrat partiye çok ağır yenilgiler getiriyordu çünkü bu reformlardan en çok etkilenen kesim bu partinin seçmen kitlesiydi. 

Federal Almanya reformları zamanında yapamadığı için bugün bu sorunlarla boğuşuyor yani değişim ve dönüşümü gerçekleştiremedi ve bu sorunlar büyüyerek radikal kesimlere yaradı ve önüne çok büyük fatura çıktı. 

Sistem kendini yenileyemiyor, bir tarafta dünyada meydana gelen gelişmeler, Ukrayna savaşı, Gazze savaşı ve enerji krizi, diğer taraftan bu gelişmelerle bağlantılı aşırı sağın yükselişi.  

Aşırı sağ artık Almanya'da zemin bulmuş durumda sistem bu aşırı akıma karşı çaresiz kalmış gözüküyor. 

Devlet aklı veya sistem bu akımla devletin kurumları ile mücadele seçeneklerini tartışıyor?

Düğer taraftan sistem doğu Alman kökenli eski kominist partinin devamı olan Sol parti ile uzlaşmaya çalışıyor. 

Dün bu parti, Alman siyasi sisteminin kırmızı çizgisiydi, bugün ise çare olarak görülüyor?

Çatırdayan bir sistem, savurulan siyaset ve karamsar bir gelecek, Almanya'yı bekliyor.  

20 milyon göçmen kökenli insanlar bu sistem içerisinde geleceklerini endişe içinde izliyorlar. 

Bu göçmen kökenli insanlar siyasetin tam ortasında yani göbeğinde tartışılıyor ve bu tartışmalar hiçde iyi olmuyor, sürekli olumsuz yönleri bu insanların öne çıkarılıyor. 

Federal Almanya bu kısır siyasi tartışmalarla çok zaman kaybediyor, halbuki halk çözüm bekliyor, görünen o ki, AfD korkusu her kesimi esir almış görünüyor. 

Federal Almanya iki kutuplu siyasi alana doğru yöneliyor, bu iki zıt kutup radikalleşmeye yol açar ve ülkeye hayrı olmaz. 

Acilen merkez partileri çözüm üretmek ve siyasi liderliği üstlenmelidirler. 

Sokak siyaseti çok tehlikeli olmaya başladı. 

Almanya'da meydana gelecek bir değişim bütün dünyayı ve kıta Avrupa'sını çok kısa sürede etkileyecek gibi. 

Son olarak Türkler tarafından,Almanya için yapılan yorumlar ve değerlendirmeler, bu ülkeyi ve bu insanları hiç tanımadıkları. 

Bizim kızımız, bizim başbakanımız, biz, bizim bizden, bakalım daha ne kadar biz olacağız.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?