Giriş…
Üç bölümden oluşan ve ilk bölümü de bu makale ile yayımlanmakta olan bu makale dizisinin konusu devam eden I. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin Mısır’da bulunan İngiliz Sefer Kuvveti vasıtasıyla bulunan Filistin’e güneyden açılan önemli bir kapı durumundaki Gazze’nin kaybedilmesine ilişkindir.
Filistin’e Çekiliş…
Filistin Cephesi’nde Albay Kress von Kressenstein komutasındaki 4. Ordu bağlısı 1. Seferî Kuvvet birlikleri, 23 Aralık 1916 tarihinde Refah’ın düşmesinden sonra Gazze’ye doğru çekilmişti. Tâkiben Gazze-Tellüşeria ve Birüssebi Hattının kesin savunma cephesi yapılmasına karar verilir. Bu hattın savunması görevi de Albay Kressenstein’a verilir.
İngilizlerin Filistin Sınırına Dayanması…
Mısır’dan Filistin’e açılan kapı durumundaki Refah’ın İngilizlerin eline geçmesinden (09.01.1917) sonra İngiliz Kuvvetleri artık Filistin sınırına dayanmıştı. Bu tarihten itibaren İngilizler ile Türkler arasında yapılacak muharebeler Filistin topraklarında olacaktır.
Siyasî Direktif…
İngiliz Başkomutanlığı savaşın gidişatıyla ilgili çeşitli hususları inceledikten sonra Filistin’in işgâline karar verir. Bunun ardından Mısır Sefer Kuvveti Komutanı Korgeneral Archibald Murray, 30 Mart 1917 tarihinde [İngiltere] Savaş Bakanlığından mesaj olarak aldığı bir siyasî direktifte de aynı yılın sonbaharında Filistin’e taarruz etmesi ve yılbaşına dek de Kudüs’ün ele geçilmesi emredilmekteydi.
Filistin’e Güneyden Açılan Kapılar…
Korgeneral Murray, Gazze ve Birüssebi’nin ele geçirilmesinin emrin başarılmasını kolaylaştıracağını düşünür. Bu düşüncesi de isabetliydi de. Zira Gazze ve Birüssebi, Filistin bölgesine güneyden açılan kapılar durumunda olup, Filistin’in iç kısımlarına giden tüm yollar Gazze’den geçmektedir.
Filistin’in Güney Kapılarının Zorlanması…
Türklerin Gazze-Birüssebi arasında 1. Seferî Kuvvet adıyla anılan 5.000 muharip personelden oluşan bir kuvveti bulunmaktaydı. İngilizlerin, Türklerin Gazze’de bulundurdukları kuvvetin beş katı bir kuvvetle 26-27 Mart 1917 tarihinde Gazze’ye taarruzuyla gerçekleşen I. Gazze Muharebesi İngilizlerin başarısızlığı ve geri çekilmesiyle sonuçlandı. Tarafların zâyiatına gelince İngiliz kayıpları 4.000, Türk kayıpları ise 2.390 kişiydi.
I. Gazze Muharebesi’nin ardından 12 Nisan 1917 tarihinde Filistin Cephesi’ndeki 1. Seferî Kuvvet teşkilatı lağvedilerek yerine (3., 16. ve 53. Tümenlerden oluşan) 18.000 mevcutlu 22. Kolordu Komutanlığı kurulmuş, komutanlığına da (I. Gazze Muharebesi’nin ardından rütbesi albaylıktan generalliğe yükseltilmiş olan Alman) Kressenstein getirilir.
26-27 Mart 1917 tarihlerinde gerçekleşen I. Gazze Muharebesi her ne kadar İngiliz kuvvetlerinin başarısızlığı ve geri çekilmesiyle sonuçlanmış ise de Mısır Sefer Kuvveti Komutanı Korgeneral Murray, Kudüs’ün ele geçirilmesi için harekât mihveri üzerinde bulunan Gazze’ye tekrar taarruz planlar.
II. Gazze Muharebesi, sayı ve silahça üstün İngiliz birliklerinin 17 Nisan 1917 tarihinde taarruzuyla başlar. Bu muharebede de İngiliz birlikleri binlerce kayıp vermesine rağmen başarılı Türk savunma hatlarını yaramaz, başarısızlıkla ve 19 Nisan’da geri çekilmeleriyle sonuçlanır. Bu muharebe Türklerin 1.670 şehit, yaralı ve kayıp, İngilizlerin ise 6.000-7.000 civarında ölü, 300 yaralı kaybı ile 250 esir vermesiyle sonuçlanır.
Londra’nın Değerlendirme ve Kararları…
Batı Cephesi’nde Fransızların Campaigne’da yaşadığı hezimet, Rusya’da Çarlık Monarşisinin yıkılması ve ABD’nin Müttefikler safında savaşa girmesinden sonra İngilizler, Filistin bölgesindeki durumlarını yeniden gözden geçirme ihtiyacını hissetmiş, bu gelişmeler ışığında İngiltere Başbakanı David Lloyd George “Almanları yenmek için müttefiklerine en ağır darbeler indirilerek saf dışı bırakılması gerektiği” tezi haklılık kazanır.
İngiliz Savaş Bakanlığı, Türklere, Filistin’de ağır darbe indirip savaştan çekilmelerini sağlamak amacıyla Makedonya Cephesi’nden bu cepheye yeni birlikler gönderme kararı alır.
Komuta Değişikliği ve Siyasî Direktif…
Bu arada I. ve II. Gazze Muharebeleri’nde İngiliz kuvvetlerinin yaşadığı başarısızlıktan sonra İngiltere Savaş Bakanlığı tarafından Mısır’daki İngiliz Sefer Kuvveti Komutanı Korgeneral Archibald Murray görevden alınarak yerine Batı Cephesi’ndeki başarılarıyla tanınan Korgeneral Edmund Allenby atanır.
Allenby’nin İngiltere’den ayrılmadan önce Başbakan Lloyd George’dan aldığı görev; Filistin’i istilâ ve işgâl etmek, Noel’den önce de Kudüs’ü ele geçirmekti. Allenby 28 Haziran’da Mısır’a gelerek Murray’den görevi resmen devralır.
Takviyeler…
Allenby, Filistin’e yapacağı harekât öncesinde Savaş Bakanlığından talep ettiği; bölgeye iki tümenin gönderilmesi, mevcut tümenlerin top, topçu bataryaları ve uçaksavarlarla takviye edilmesi, beş adet muharip uçak filosunun gönderilmesi, destek birlikleri olan istihkâm, muhabere ve sıhhiye sınıflarının takviye edilmesi isteği karşılanır.
Lawrence’ın Faaliyetleri ve Arap İsyanı’nın Başlaması…
İngiltere Hükûmeti de Filistin-Gazze Cephesi’ndeki Osmanlı mukâvemetini zayıflatmak için Lawrence aracılığıyla bölgedeki Arap aşiretlerine 2.000.000 altın dağıtır. İngilizlerin altınları, vaadleri ve kışkırtması sonucu 5 Haziran 1916 tarihinde Hicaz’da Şerif Hüseyin liderliğinde başlayan Arap İsyanı devam ediyordu. Arap İsyancılar, Hicaz’da bulunan Osmanlı kuvvetlerinin Filistin-Gazze Cephesi’nde bulunan Osmanlı askerleriyle irtibatını kesmek için ikmâl yolları ile telgraf ve demiryolu hatlarını sabote ettiler.
Bağdat’a Değil de Filistin’e…
Gerek 13 Mart 1917 tarihinde kaybedilen Bağdat’ın İngilizlerden geri alınması için kurulan Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına Temmuz 1917 ayı başlarında atanan (Alman) Mareşal Erik von Falkenhayn’ın ısrarlı talepleri gerekse de Filistin Cephesi’nde yeni bir taarruz yapmaya yönelik artan İngiliz hazırlıkları nedeniyle Başkomutanlık Vekâleti tarafından ilk ve acil harekâtın Bağdat’a değil de Filistin’e yapılması kararlaştırılınca bu durum 26 Eylül 1917 tarihli emirle Yıldırım Orduları Grubuna bildirilir. Aynı emirle 4. Ordu Komutanı Cemâl Paşa da yeni kurulan Suriye ve Batı Arabistan Genel Komutanlığına atanır, karargâhı Halep’te olan 7. Ordu Komutanlığı da Filistin Cephesi’ne alınır.
Tehdidi Geç Kavramak…
Tâkiben, Yıldırım Orduları Grubu tarafından, Gazze-Filistin Cephesi’nde vukû bulması beklenen bir harekâtın hazırlıklarına derhâl başlanır. Başkomutanlık Vekâletinden 2 Ekim’de verilen başka bir emir ile de “Sina Cephesi Ordu Komutanlığı” ismi “8. Ordu Komutanlığı” olarak değiştirilir. Ancak bu karar çok geç verilmişti. Zirâ, Mısır’daki İngiliz Sefer Kuvveti, II. Gazze Muharebesi’nden beri taarruzî bir harekât için hazırlanırken, Osmanlı Başkomutanlığı bu tehdidi çok geç kavramış ve karar vermişti. Bu gecikme de bir süre Filistin Cephesi’nde önemli kayıplar yaşanmasına sebebiyet verecektir.
Güç Mukâyesesi…
Bölgedeki Türk ve İngiliz kuvvetleri muharip personel, silah, mühimmat, teçhizat ve diğer lojistik imkânlar bakımından mukâyese edildiğinde arada İngilizler lehine bâriz bir üstünlük vardı. Ekim 1917 ayında, Sina Cephesi’ndeki Osmanlı kuvvetlerinin mevcudu 40.000 kişi kadardı. Buna karşılık Korgeneral Allenby komutasında ise 191.000 kişilik bir İngiliz-Hint kuvveti mevcuttu.
Irak Cephesi’ndeki asker sayısı ve lojistik imkânlar da incelendiğinde durumun İngilizler lehine benzerlik arz ettiği görülecektir. Bu itibarla gerek Suriye-Filistin Cephesi’nde gerekse de Irak Cephesi’nde Türk kuvvetlerin ancak savunma muharebesi yapabilmesi mümkündü.
Yıldırım Ordularının Yapısı…
Başkumandanlık Vekâleti, Sina-Filistin Cephesi’ndeki komutanlar arasındaki gerginliğin giderilmesinden yana bir tavır sergilemiş, bu çerçevede 30 Eylül’de Sina Cephesi’ndeki kuvvetler (4., 6., 7. ve 8. Ordular) “Yıldırım Orduları Grubu” unvanı ile Mareşal Falkenhayn’ın emrine verilmiştir. Aynı emirle Sina Cephesi Komutanlığı “8. Ordu Komutanlığı“ adıyla yeniden düzenlenmiş ve komutanlığına da generalliğe terfi ettirilen (Alman Albay) Kress von Kressenstein getirilmiş, 4. Ordu Komutanı Cemâl Paşa’dan boşalan 4. Ordu Komutanlığına da (8. Kolordu Komutanlığı görevini yürütmekte olan) Mersinli Cemâl Paşa atanmış, Irak’taki 6. Ordu ile Halep’te konuşlu olup Filistin’e intikâl edecek olan 7. Ordu ve Gazze-Birüssebi hattında konuşlu olan 8. Ordu da Mareşal Falkenhayn’ın emrine verilmişti. Bu çerçevede Yıldırım Orduları Grubunun harekât alanı, kuzeyde Kudüs vilayetinin kuzey sınırı ile Batı’da Ölü Deniz olarak belirlenmişti. Ayrıca Mezopotamya’daki harekâtı yürütmek de Yıldırım’ın sorumluluğundaydı.
Beklenen İngiliz Taarruzu…
1917 yılının güz ayları sonunda Gazze-Birüssebi istikâmetine bir İngiliz taarruzu bekleniyordu. Bölgedeki Osmanlı-Alman birliklerinin muhtemel bir İngiliz taarruzu karşısında yetersiz kalacağını değerlendiren Almanlar, bölgeye acilen takviye birliklerinin gönderilmesini ve Birüssebi’den çekilerek savunma hattının mümkün mertebe kısa tutulmasını önerdilerse de Başkomutanlık bu teklifleri kabul etmedi.
Tarafların Muharip Unsurları…
III. Gazze Muharebesi öncesinde bölgedeki Türk kuvvetleri 40.000 klasik piyade tüfeği, 1.500 kılıç ve 300 topa sahip iken İngiliz kuvvetleri ise 70.000 klasik piyade tüfeği, 18.000 kılıç ve 450 topa sahipti.
İki Alayın İmhâsı…
İngilizlerin Birüssebi’ye taarruzundan önce Sina Çölü’nde birer alay büyüklüğündeki iki Osmanlı müfrezesi 60-70 km mesafede bulunan birer İngiliz atlı tümeni tarafından ansızın kuşatılarak imhâ edilmişti.
Ekim Ayına Gelindiğinde…
Ekim ayına gelindiğinde Filistin’deki durum askerî açıdan harekâtın icrâsına çok müsaitti. Yaz sıcaklarının geride kalmış olması nedeniyle meteorolojik şartlar da askerî bir harekat yiçin gayet uygundu.
Şerif Hüseyin liderliğindeki Hâşimî Arap Ordusu kuruluşunu tamamlayarak güçlü bir duruma gelmiş ve Filistin’e planlanan İngiliz taarruzî harekâtı kapsamında İngiliz kuvvetlerinin kanatlarını himâye edecek, Türk ulaşım ve ikmâl yollarını tehdit edecek güce erişmişti.
Not: Devam edecek.
© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
