Üç bölümden oluşan, ilk bölümü bir önceki makalemde yayımlanmış olan ve ikinci bölümü de bu makale ile yayımlanmakta olan makale dizisinin konusu, devam eden I. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin Mısır’da bulunan İngiliz Sefer Kuvveti vasıtasıyla Filistin’e güneyden açılan önemli bir kapı durumundaki Gazze’yi ele geçirmesine ilişkindir.
Öncesi…
Serinin daha önce yayımlanan ilk bölümünde (https://www.eura24.com/yazi/gazze-nin-kaybina-uzanan-surec-1-2726.html) Aralık 1916 ayı sonunda Sina yarımadasının kuzeydoğu ucu ve Gazze’nin de 30 km güneyinde olan Refah’ın kaybedilmesinden sonra İngiliz kuvvetlerinin Filistin sınırına dayandıkları, geri çekilen Osmanlı 1. Seferî Kuvvet birliklerinin , Gazze-Birüssebi hattında savunma düzeni aldığından, İngiliz Başkomutanlığı tarafından Filistin’in işgâline karar verilmesi üzerine İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından Mısır’daki İngiliz Sefer Kuvveti Komutanlığına aynı yılın sonbaharında Filistin’e taarruz edilmesi ve yılbaşına dek de Kudüs’ün ele geçilmesinin emredildiği, bu emir gereği Mısır İngiliz Sefer Kuvveti Komutanlığı tarafından Filistin’e açılan kapılar durumundaki Gazze ve Birüssebi’nin ele geçirilmesinin planlandığı, bu maksada yönelik olarak İngiliz kuvvetlerinin 26-27 Mart 1917 tarihinde Gazze’ye taarruzuyla gerçekleşen I. Gazze Muharebesi ve 17-19 Nisan 1917 tarihinde gerçekleşen taarruzuyla II. Gazze Muharebesi’nin İngilizler açısından başarısızlıkla sonuçlandığı, sonrasında İngiliz Savaş Bakanlığının, Türklere, Filistin’de ağır darbe indirip savaştan çekilmelerini sağlamak amacıyla Makedonya Cephesi’nden bu cepheye yeni birlikler gönderme kararı aldığı, I. ve II. Gazze Muharebeleri’nin İngilizler açısından başarısızlıkla sonuçlanması üzerine İngiltere Savaş Bakanlığı tarafından Mısır’daki İngiliz Sefer Kuvveti Komutanı Korgeneral Archibald Murray’in görevden alınarak yerine Batı Cephesi’ndeki başarılarıyla tanınan General Edmund Allenby’nin atandığı (Haziran 1917), Allenby’nin talebi gereği Mısır’daki İngiliz birliklerinin tekrar takviye edildiği, bu gelişmelerle eşzamanlı olarak kurmak istediği bağımsız bir Arap devleti için kendisine destek verileceği vaad edilerek kandırılan, silah ve para desteği verilen Şerif Hüseyin’in 5 Haziran 1916 tarihinde Mekke’de Hâşimî Arap İsyanı’nı başlattığı, Arap İsyancıların, Hicaz’da bulunan Osmanlı kuvvetlerinin Filistin-Gazze Cephesi’nde bulunan Osmanlı askerleriyle irtibatını kesmek için ikmâl yolları ile telgraf ve demiryolu hatlarını sabote etmeye başladıklarını, 13 Mart 1917 tarihinde kaybedilen Bağdat’ın İngilizlerden geri alınması için kurulan Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığının harekât önceliğinin muhtemel İngiliz taarruzu nedeniyle Filistin Cephesi olarak değiştirildiği, bölgede yapılanma ve tertiplenme süreci devam etmekte olan Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığının beklenen İngiliz tehdidini geç kavramış olması, bu durumun bir süre sonra Filistin Cephesi’nde önemli kayıplar yaşanmasına sebebiyet vereceği, 1919 güzünde bölgedeki İngiliz ve Osmanlı kuvvetleri karşılaştırıldığında İngiliz kuvvetlerinin sayı (muharip unsur), silah, mühimmat ve lojistik imkanlar bakımından fevkalâde üstün durumda olduğu, Ekim 1917 ayına gelindiğinde Filistin’deki durumun askerî açıdan harekâtın icrâsına çok müsait olduğu, Şerif Hüseyin liderliğindeki Arap Ordusunun kuruluşunu tamamlayarak güçlü bir duruma geldiği, bu ordunun da Filistin’deki İngiliz kuvvetlerinin kanatlarını himâye edecek ve Türk ulaşım ve ikmâl yollarını tehdit edecek güce eriştiğinden bahsedilmişti.
III. Gazze Muharebesi
31 Ekim-6 Kasım 1917 tarihlerinde gerçekleşen III. Gazze Muharebesi üç aşamada gerçekleşmiş olup, bunlar;
- I. Safha; Birüssebi Muharebesi ve Birüssebi’nin İngilizler tarafından ele geçirilmesi
- II. Safha; Gazze’ye taarruz
- III. Safha; El Hurira-El Şeria’ya taarruz edilmesi ve Türk savunma hattının yarılmasıdır.
Harekâtın Planı ve Başlaması…
Ekim ayı sonunda General Allenby, Türk hatlarına taarruza hazırdı. Bu esnada Türk birliklerinin ise Gazze-Filistin Cephesi’ndeki görev yerlerine intikâli devam ediyordu. İngiliz birlikleri 31 Ekim’de sabahı eş zamanlı olarak Gazze ve Birüssebi’ye taarruzu başladı. General Allenby’nin planı basitti: “Önce Gazze’ye gösteri taarruzu yap ve Türklerin dikkatini buraya çek, daha sonra daha büyük bir kuvvetle Türk birliklerinin sol kanadından Birüssebi’ye saldır, şehri al, daha sonra her şeyinle Gazze’ye yoğunlaş.”
Birüssebi’ye Taarruz
İngiliz kuvvetleri taarruz planları gereğince; 26 Ekim’de Türk birliklerinin dikkatlerini farklı yöne çevirmek için Gazze mihverini karadan ve denizden İngiliz savaş gemilerinden yoğun topçu ateşine tutmuşlar, ateş yoğunluğunu sürekli artırarak sürdürmüşler, Türkler de taarruz mihverinin Gazze olacağını sanmışlar, ancak gerçek taarruz mihverinin Birüssebi olabileceğini düşünememişlerdi.
12.000 kılıç, 30.000 piyade tüfeği ve 240 topa sahip iki atlı sahra kolordusu, 31 Ekim 1917 günü saat 08.00’de 4.000 piyade tüfeği, 1.000 kılıç, 50 mitralyöz ve 28 topa sahip Birüssebi’yi savunan Albay İsmet (İnönü) komutasındaki Türk birliklerinin siperlerine taarruz başlamışlardı.
Birüssebi’nin Kaybedilmesi…
İngiliz birlikleri aynı gün karanlık çökmeden sadece 32 ölü ve 32 yaralı vererek Birüssebi’yi ele geçirmiş ve 1.400 Türk askerini de esir almışlardı.
İngiliz Başarısının Sırrı…
Birüssebi, Muharebesi’ndeki İngiliz başarısı, başarılı bir aldatma planıyla olduğu kadar, taarruz eden İngiliz kuvvetlerinin sayısal, ateş gücü ve hava gücü bakımından tartışmasız üstünlüğüyle de yakından ilgilidir.
Osmanlı 8. Ordusunun Öngörüsüzlüğü…
Birüssebi Zaferi ile İngiliz Kuvvetleri Komutanı General Allenby’nin planladığı harekâtın birinci safhası başarıyla sonuçlanmış oldu. Gazze mihverinden taarruz bekleyen 8. Ordu K.lığı İngilizlerin Birüssebi’ye baskın tarzında yaptıkları harekâtı ve burasının kaybedilmesini sürpriz olarak karşıladı.
Sorumlu Kim?
Dönemin Türk tarihçileri ve canlı aktörleri, Birüssebi’nin kaybının sorumlusu olarak Osmanlı 8. Ordusu Komutanı General Kressenstein’ı göstermişlerdir. Zira, Birüssebi’de konuşlu olan 3. Kolordu Komutanı Albay İsmet (İnönü) Bey’in, İngilizlerin Birüssebi’ye mücâvir bölgelerdeki her hareketini her gün General Kressenstein’a rapor etmesine rağmen İngilizlerin bu hareketlerinin birer manevrâ ve taktik olduğuna kesinlikle inanmış ve taarruz mihverinin Gazze olacağını beklemişti.
Bölgede Tertiplenmede Yaşanan Gecikme…
31 Ekim akşamı Birüssebi’den geriye çekilen Türk kuvvetlerinin komutasını 7. Ordu üstlenmiştir. 1 Kasım’da Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mareşal Falkenhayn’ın karargâhı Kudüs’e, 7. Ordu Komutanı Fevzi (Çakmak) Paşa’nın karargâhı da El-Halil’e ancak ulaşmıştır.
Buradaki askerî durum birliklerin hepsinin henüz muharebeye hazır olmaması nedeniyle çok kritik olup net de değildi. Tam teşekkülü olarak muharebeye hazır olan 7. Ordu bağlısı 16. ve 19. Tümenler ile Birüssebi’den çekildikten sonra ancak üç gün sonra toparlanabilen 24. ve 27. ve 3. Süvari Tümenlerinin geriye çekilen birlikleri Gazze-Filistin Cephesi’ndeki Türk birliklerinin sol kanadında çarpışmışlardır.
Dönemin Canlı Tanıklarından Ali Fuat Erden’in İfadeleri…
Dönemin Filistin Cephesi’ndeki canlı tanıklarından Ali Fuat Erden de anılarında, III. Gazze Muharebesi’nin, İngilizlerin öncelikle Birüssebi’ye taarruzuyla başladığını ve kısa sürede burasını ele geçirdiklerini, III. Gazze Muharebesi’nde 8. Ordu K.lığını yürüten General Kressenstein’ın daha sonra yayımladığı anılarında İngilizlerin Birüssebi’yi doğudan kuşatmaya ve Birüssebi’ye doğrudan taarruz etmeye cesaret edeceklerine 4. Ordu tarafından hiç ihtimâl vermediklerini ve bu nedenle de böylesi bir durum için hiçbir hazırlık yapılmamış olduğunu itiraf ettiğini, oysa Ekim ayının 30. günü gelen haberlere göre İngilizlerin 2 atlı tümenle Birüssebi’nin güneyinde, 1-2 piyade tümeniyle de Gazze-El Hurira-El Şeria tarafında olduklarının bilindiğine göre İngilizlerin taarruza hazırlanmakta olduklarından şüphe edilemeyeceğini, her taraftan kuşatılmaya uygun olan Birüssebi’ye, fevkalâde çok süvariye sahip olan İngiliz birliklerinin doğudan ve kuzeydoğudan dahi taarruz edeceklerinin dikkate alınması gerektiğini, öte yandan, 8. Ordu Komu-tanı General Kressenstein’ın Birüssebi’deki tüm kuyuların ve tesisâtın tekrar kullanılamayacak şekilde tahrip edildikten sonra 30-31 Ekim gecesi Birüssebi’nin tahliye edilmesini emretmesi gerektiğini, 31 Ekim sabahı dahi muharebeyi kesmenin zorunlu ve mümkün olduğunu, Birüssebi’nin doğu ve kuzey-doğusundaki durumu detaylı olarak belirten ve bu çerçevede 8. Ordu K.lığının kararını soran Birüssebi’yi savunan 3. Kolordu K.lığına verilen cevabın “Birüssebi savunulacaktır” şeklinde olduğunu, bu emrin ise Birüssebi’yi savunan 3. Kolordunun ağız zâyiat vermesine sebep olduğunu, Mareşal Falkenhayn’ın, Başkomutanlığa gönderdiği raporda da 8. Ordu Komutanı General Kressenstein’ın 3. Kolordu Komutanına (Albay İsmet Bey’e) Birüssebi’de kalmak artık imkânsız hâle geldiğinde ne yapması gerektiğine ilişkin açık bir tâlimat vermediğini, muhtemelen kanaatine göre bu ihmallerin yegâne izah tarzının General Kressenstein’ın, İngilizlerin Birüssebi’ye karşı icrâ ettiği harekâtı son ana kadar yanlış takdir ettiğini ve bir gösteri harekâtından ibâret olarak değerlendirdiğini belirttiğini, Mareşal Falkenhayn’ın bahse konu değerlendirmelerinin General Kressenstein’a yönelik ağır bir sorgulama ve itham olduğunu ifâde etmektedir.
Nitekim…
Üst komuta kademesinin görüş, değerlendirme ve kararlarındaki hataların cezasını muharebe meydanlarındaki birlik komutanları çekerler ve kanlarıyla öderler. Nitekim İngilizlerin Birüssebi’ye taarruzu öncesi ve esnâsında General Kressenstein’ın İngiliz taarruzunu öngörememesi ve taarruz esnâsında da hatalı karar vermesinin faturasını 3. Kolordu ağır ve kanlı bir şekilde ödemiştir.
Gazze’ye Taarruz
General Allenby, Gazze’ye yapılacak taarruzu, Birüssebi Harekâtının başarısını ve bu bölgedeki su kaynaklarının kullanılabilir durumda ele geçirilmesine bağlı olarak icrâ edilmesini planlamıştı.
Birüssebi’nin düşmesinden sonra, Türkler, El Hurira-El Şeria’da kara ve denizden topçu atışıyla desteklenen savunma mevzileri oluşturmuşlardı. İngilizlerin Gazze’ye taarruzu ise 1-2 Kasım gecesi başlamıştı.
2 Kasım 1917 sabahı, Gazze’nin kuzeybatısında bulunan Akdeniz kıyısındaki Şeyh Hasan Mevkii İngiliz birlikleri tarafından ele geçirildi. Buradaki muharebeler esnâsında 650 Türk askeri esir düşmüş, 1.000 kadar da asker şehit olmuştur. İngiliz birliklerinin zâyiatı ise 350 ölü, 350 kayıp, 2.000 yaralı olmuştur.
Şeyh Hasan Mevkiinin düşmesinden sonra bölgedeki Türk mevzileri ciddî bir tehdit altına sokulmuş, sol kanatlarının tahliye edilmesi engellenmiş ve İngilizler burada tutunmaları sağlanmıştır.
Türk Savunma Hatlarının Yarılması
Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı, Birüssebi’nin geri alınması için 7. Orduya emir vermişti. İcra edilecek karşı harekât esnâsında 8. Ordu da, 7. Orduya yardım edecekti. Karşı taarruzun ana mihveri İngiliz kuvvetlerinin sağ kanadına karşı başlatılmıştı. 2-3 Kasım’da Birüssebi’nin birkaç mil kuzeybatısında bulunan Hvilfa ile Ebu El Hof mevkiinde cereyan eden muharebelerde, Türk kuvvetleri, İngiliz kuvvetlerini Hvilfa mevkiinden söküp atamadığı gibi İngiliz kuvvetlerinin Hurira-El Şeria Hattına yapmayı planladığı taarruz hazırlıklarını da engelleyememişti. Nitekim İngiliz kuvvetleri 6 Kasım sabahı Hurira ve El Şeria istikâmetlerinden bir taarruz başlattılar. Ertesi gün de El Şeria ve Hurira’yı ele geçirdiler.
Bu gelişmelere paralel olarak Gazze’de devam eden muharebelerin de Türkler aleyhine gelişmesi üzerine 8. Ordu Komutanı General Kressenstein, Mareşal Falkenhayn’ın onayını alarak Gazze’yi ve buradaki mevzileri 4 Kasım’dan itibaren boşaltmaya başladı.
6-7 Kasım gecesi geri çekilme tamamlandı. 7 Kasım sabahı, İngiliz birlikleri Gazze’ye girdiler. Böylece Gazze-Birüssebi Hattı tamamen İngilizlerin eline geçmiş ve Filistin’in kapıları da İngilizlere açılmış oldu.
III. Gazze Muharebesi’nin Sonucu…
III. Gazze Muharebesi’nde İngiliz birliklerine karşı taarruzlarda bulunan Türk birlikleri çok üstün İngiliz kuvvetlerine karşı dayanamamış ve geri çekilmişti.
İngilizlerin katî zaferiyle sonuçlanan III. Gazze Muharebesi, Osmanlı Devleti için de sanki sonun başlangıcı gibiydi.
Gazze-Birüssebi Hattında dokuz ay boyunca direnen müthiş Türk savunma hattını yok etmiş olan General Allenby geri çekilen Türk birliklerini takip ediyor, eli güçlüyken mümkün olduğunca ilerlemek istiyordu.
Not: Devam edecek
© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
