
Bir ülkenin gündemi, o ülkenin aynasıdır.
Bugün size bir soru soracağım.
Bir vali bisiklete binerken tayt giymiş…
Bu olay Meclis’e taşınıyor.
İçişleri Bakanlığı’na çağrı yapılıyor. Ardından, tayt tartışmasının gündemde olduğu günlerde Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli görevden alınıyor.
Sonra günlerce bunu konuşuyoruz.
Peki…
Gerçekten tek derdimiz bu mu?
Milletvekilleri sadece yasa yapmaz.
Toplumun gündemini de şekillendirir.
Hangi konuyu Meclis’e taşırlarsa, halka da şunu söylerler:
“Asıl mesele budur.”
İşte benim itirazım tam da burada başlıyor.
Çünkü siyaset, toplumun önceliklerini belirleyen en güçlü kurumdur.
Bugün bir milletvekili, bir valinin spor yaparken giydiği kıyafeti ülkenin gündemine taşıyorsa; yarın insanlar da yapılan hizmeti değil, giyilen kıyafeti konuşmaya başlar.
Ve bu, siyasetin topluma bıraktığı en tehlikeli miraslardan biridir.
Elbette bir vali makamını temsil eder. Resmî törenlerde, kamu görevini icra ederken ve devleti temsil ettiği ortamlarda giyimine özen göstermelidir. Buna kimsenin itirazı olmaz. Ancak mesele, bir kamu görevlisinin görev başındaki temsil sorumluluğu ile spor yaparken tercih ettiği performans kıyafetini birbirine karıştırmamaktır.
Gelin dünyanın haline bir göz atalım…
Hollanda’da belediye başkanları bisikletle işe gidiyor.
Fransa’da bakanlar halkla birlikte bisiklet turlarına katılıyor.
İskandinav ülkelerinde kamu yöneticileri maraton koşuyor.
Amerika’da siyasetçiler spor etkinliklerinde performans kıyafetleriyle görüntüleniyor.
Çünkü orada tartışılan şey şudur:
“Bu yönetici ne üretiyor?”
Bizde ise bazen soru değişiyor:
“Ne giymiş?”
İşte zihniyet farkı tam da burada başlıyor.
Bisiklet sporunun dünyada kabul edilmiş bir kıyafet standardı vardır.
Nasıl yüzücü mayoyla yüzer…
Kayakçı tulum giyer…
Boksör şortla ringe çıkar…
Bisikletçi de tayt giyer.
Bu, estetik tercihi değil; sporun gereğidir.
Eğer bugün bunu bile tartışıyorsak, asıl konuşmamız gereken şey tayt değil, gündemimizdir.
Bir milletvekilinin görevi, insanların kıyafetine ayar vermek değildir.
Milletvekilinin görevi; işsizliği konuşmaktır.
Ekonomiyi konuşmaktır.
Eğitimi konuşmaktır.
Depremi konuşmaktır.
Tarımı konuşmaktır.
Gençlerin neden yurt dışına gitmek istediğini konuşmaktır.
Çünkü milletvekili, sadece yasa koyucu değildir.
Aynı zamanda toplumun siyasal ahlakını inşa eden kişidir.
Kullandığı her cümle, toplumun karakterine küçük bir tuğla koyar.
Bugün bir valiyi tayt üzerinden eleştiririz.
Yarın bir öğretmeni kıyafeti üzerinden yargılarız.
Sonra bir öğrenciyi…
Ardından bir vatandaşı…
Böylece başarıyı değil, görüntüyü ödüllendiren bir toplum ortaya çıkar.
Oysa gelişmiş toplumlar, insanların gardırobuna değil, fikirlerine bakar.
Kıyafetine değil, katkısına bakar.
Ülkeye ne kazandırdığına bakar.
Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz gerçekten bir valinin taytını mı tartışıyoruz…
Yoksa konuşacak büyük meseleler bulamadığımız için mi en kolay hedefe yöneliyoruz?
Çünkü dünya geleceği konuşurken…
Biz hâlâ kıyafet konuşuyorsak…
Sorun taytta değildir.
Sorun, önceliklerimizdedir.
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.
Ve nihayetinde…
Ben, görevini layıkıyla yapan bir valinin yalnızca spor yaparken tercih ettiği kıyafet üzerinden tartışılmasına sessiz kalamadım. Çünkü susmak, haksızlığı sıradanlaştırmaktır.
Bir ülkenin gündemi insanların kıyafeti değil, ortaya koyduğu hizmet olmalıdır.
