
Doğu Akdeniz’de Yeni Gerilim:
Türkiye, Veri ve Enerji Hatlarını Tehdit Olarak Görüyor
Doğu Akdeniz’de tansiyon yeniden yükseliyor. Türkiye, Avrupa ile Orta Doğu’yu birbirine bağlaması planlanan EMC veri hattı projesine karşı çıkarak kablonun kendi deniz yetki alanlarından geçtiğini savunuyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gerekirse bu projenin askerî yöntemlerle engelleneceğini duyurdu.
850 milyon dolarlık EMC projesi, Fransa’nın Marsilya kentinden başlayarak Yunanistan ve Kıbrıs üzerinden Suudi Arabistan’a ulaşacak; ilerleyen aşamalarda hattın Hindistan’a kadar uzanması hedefleniyor. Proje, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC) girişiminin parçası. ABD’nin güçlü biçimde desteklediği bu girişim, Çin’in “Kuşak ve Yol” projesine rakip olarak görülüyor. Türkiye’nin bu koridorda yer almaması, Ankara’nın dışlandığı algısını güçlendiriyor ve itirazlarını sertleştiriyor.
Eski sorun, yeni boyut
Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz yetki alanı anlaşmazlığı yeni değil. Ankara, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni (UNCLOS) tanımıyor ve Yunanistan ile Kıbrıs’ın deniz yetki alanı iddialarını kabul etmiyor. Bu nedenle hem doğal gaz aramaları hem de altyapı projeleri sık sık krize dönüşüyor. 2020’de iki ülkenin donanmaları neredeyse çatışma noktasına gelmiş, ancak Almanya’nın girişimleriyle gerilim düşürülmüştü.
Bugün ise mesele yalnızca enerji değil, dijital altyapı da. İnternet ve veri trafiğini hızlandıracak kablolar, artık stratejik bir güç unsuru olarak görülüyor. Dolayısıyla Ankara’nın itirazları, sadece “deniz yetki alanı” tartışması değil, aynı zamanda jeopolitik dışlanmaya karşı bir tepki olarak da okunabilir.
Libya faktörü ve genişleyen ihtilaf
2019’da Libya ile imzalanan deniz yetki anlaşması, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki tezlerinin dayanaklarından biri haline geldi. Ancak bu anlaşma, Yunanistan’ın Girit ve çevresindeki adalarının deniz yetki alanlarını fiilen yok saydığı için Atina ve Brüksel tarafından “hukuksuz” ilan edildi. Ankara ise bu mutabakatı, bölgede kendisine alan açan bir kart olarak kullanıyor.
Aynı gerekçelerle Türkiye, Kıbrıs-Yunanistan-İsrail arasında planlanan elektrik bağlantısı (Great Sea Connector) projesini de engelledi. Bu, AB tarafından yüz milyonlarca euro desteklenen stratejik bir enerji hattıydı. Türkiye’nin benzer şekilde EMC veri hattını da bloke etmeye çalışması, Ankara’nın “ben olmadan bu projeler gerçekleşemez” mesajı verdiğini gösteriyor.
Gerilim nereye evrilebilir?
Önümüzdeki aylarda hem veri hem de enerji hatları için yeni ölçüm çalışmaları planlanıyor. Bu da Türk ve Yunan donanmalarının bölgede yeniden karşı karşıya gelme riskini artırıyor.
- Türkiye açısından mesele, deniz yetki alanlarının yanı sıra bölgesel dışlanmaya karşı koyma ve “oyun kurucu” rolünü koruma çabasıdır.
- Yunanistan ve AB açısından ise bu, uluslararası hukuk çerçevesinde meşru görülen projelere yönelik “tehdit ve baskı” olarak yorumlanıyor.
- ABD için konu yalnızca enerji değil, aynı zamanda küresel dijital ve ticari koridorların güvenliği meselesi.
Dolayısıyla Doğu Akdeniz’deki bu yeni kriz, sadece Türkiye-Yunanistan gerilimi değil; aynı zamanda Washington, Brüksel, Riyad ve Yeni Delhi’yi de ilgilendiren geniş bir stratejik satranç tahtasına dönüşmüş durumda.
Sonuç olarak; Doğu Akdeniz’deki bu çekişmenin, önümüzdeki dönemde enerji ve veri güvenliği üzerinden yeni krizlere yol açması kuvvetle muhtemel.