Gazze’nin Kaybına Uzanan Süreç - 3

Gazze’nin Kaybına Uzanan Süreç - 3
10-06-2026

Giriş…

Üç bölümden oluşan, ilk iki bölümü son iki makalemde yayımlanmış olup ve son bölümü de bu makale ile yayımlanmakta olan makale dizisinin konusu, devam eden I. Dünya Savaşı’nda İngiltere’nin Mısır’da bulunan İngiliz Sefer Kuvveti vasıtasıyla Filistin’e güneyden açılan önemli bir kapı durumundaki Gazze’yi ele geçirmesine ilişkindir.

Öncesi…

Serinin daha önce yayımlanan ilk iki bölümünde Aralık 1916 ayı sonunda Sina yarımadasının kuzeydoğu ucu ve Gazze’nin de 30 km güneyinde olan Refah’ın kaybedilmesinden sonra İngiliz kuvvetlerinin Filistin sınırına dayandıkları, geri çekilen Osmanlı 1. Seferî Kuvvet birliklerinin , Gazze-Birüssebi hattında savunma düzeni aldığından, İngiliz Başkomutanlığı tarafından Filistin’in işgâline karar verilmesi üzerine İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından Mısır’daki İngiliz Sefer Kuvveti Komutanlığına aynı yılın sonbaharında Filistin’e taarruz edilmesi ve yılbaşına dek de Kudüs’ün ele geçilmesinin emredildiği,  bu emir gereği Mısır İngiliz Sefer Kuvveti Komutanlığı tarafından Filistin’e açılan kapılar durumundaki Gazze ve Birüssebi’nin ele geçirilmesinin planlandığı, bu maksada yönelik olarak İngiliz kuvvetlerinin 26-27 Mart 1917 tarihinde Gazze’ye taarruzuyla gerçekleşen I. Gazze Muharebesi ve 17-19 Nisan 1917 tarihinde gerçekleşen taarruzuyla II. Gazze Muharebesi’nin İngilizler açısından başarısızlıkla sonuçlandığı, sonrasında İngiliz Savaş Bakanlığının, Türklere, Filistin’de ağır darbe indirip savaştan çekilmelerini sağlamak amacıyla Makedonya Cephesi’nden bu cepheye yeni birlikler gönderme kararı aldığı, I. ve II. Gazze Muharebeleri’nin İngilizler açısından başarısızlıkla sonuçlanması üzerine İngiltere Savaş Bakanlığı tarafından Mısır’daki İngiliz Sefer Kuvveti Komutanı Korgeneral Murray’in görevden alınarak yerine Batı Cephesi’ndeki başarılarıyla tanınan General Allenby’nin atandığı (Haziran 1917), Allenby’nin talebi gereği Mısır’daki İngiliz birliklerinin tekrar takviye edildiği, bu gelişmelerle eşzamanlı olarak kurmak istediği bağımsız bir Arap devleti için kendisine destek verileceği vaad edilerek kandırılan, silah ve para desteği verilen  Şerif Hüseyin’in 5 Haziran 1916 tarihinde Mekke’de Hâşimî Arap İsyanı’nı başlattığı, Arap İsyancıların, Hicaz’da bulunan Osmanlı kuvvetlerinin Filistin-Gazze Cephesi’nde bulunan Osmanlı askerleriyle irtibatını kesmek için ikmâl yolları  ile  telgraf ve demiryolu hatlarını sabote etmeye başladıklarını, 13 Mart 1917 tarihinde kaybedilen Bağdat’ın İngilizlerden geri alınması için kurulan Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığının harekât önceliğinin muhtemel İngiliz taarruzu nedeniyle Filistin Cephesi olarak değiştirildiği, bölgede yapılanma ve tertiplenme süreci devam etmekte olan Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığının beklenen İngiliz tehdidini geç kavramış olması, bu  durumun bir süre sonra Filistin Cephesi’nde önemli kayıplar yaşanmasına sebebiyet vereceği, 1919 güzünde bölgedeki İngiliz ve Osmanlı kuvvetleri karşılaştırıldığında İngiliz kuvvetlerinin sayı (muharip unsur), silah, mühimmat ve lojistik imkanlar bakımından fevkalâde üstün durumda olduğu, Ekim 1917 ayına gelindiğinde Filistin’deki durumun askerî açıdan harekâtın icrâsına çok müsait olduğu, Şerif Hüseyin liderliğindeki Arap Ordusunun kuruluşunu tamamlayarak güçlü bir duruma geldiği, bu ordunun da Filistin’deki İngiliz kuvvetlerinin kanatlarını himâye edecek ve Türk ulaşım ve ikmâl yollarını tehdit edecek güce eriştiğinden, 31.10-06.11.1917 tarihlerinde gerçekleşen III. Gazze Muharebesi üç aşamada gerçekleşmiş olup, bunun; I. safhasının Birüssebi Muharebesi ve Birüssebi’nin İngilizler tarafından ele geçirilmesini içerdiği, II. safhasının Gazze’ye taarruz edilmesine ilişkin olduğu, III. safhasının da  El Hurira-El Şeria’ya taarruz edilmesi ve Türk savunma hattının yarılmasını içerdiğinden, İngiliz kuvvetleri taarruz planları gereğince 26 Ekim akşamına doğru Birüssebi’yi ele geçirdiğinden, Birüssebi’nin düşmesinden sonra İngilizlerin Gazze’ye taarruzunun 1-2 Kasım gecesi başladığından, 2 Kasım sabahı İngilizlerin, Gazze’nin kuzeybatısında bulunan Akdeniz kıyısındaki mevzileri ele geçirdiğinden, bu mevzilerin düşmesinden sonra bölgedeki Türk mevzilerinin ciddî bir tehdit altına sokulmuş olduğundan, Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı, Birüssebi’nin geri alınması için 7. Orduya emir verdiği üzerine bölgedeki İngiliz kuvvetlerinin sağ kanadına karşı başlatılan harekâttan sonuç alınamadığı gibi İngiliz kuvvetlerinin 6 Kasım sabahı Hurira ve El Şeria istikâmetlerinden başlattıkları taarruz sonucu  ertesi gün El Şeria ve Hurira’yı ele geçirdiklerinden, bu gelişmelere paralel olarak Gazze’de devam eden muharebelerin de Türkler aleyhine gelişmesi üzerine Türk birliklerinin Gazze’yi ve buradaki mevzileri 4 Kasım’dan itibaren boşaltmaya başladığından, 7 Kasım sabahı İngiliz birliklerinin Gazze’ye girdiklerinden, böylece Gazze-Birüssebi Hattının tamamen İngilizlerin eline geçmiş ve Filistin’in kapılarının da İngilizlere açılmış olduğundan bahsedilmişti.

Harekâtın sonucu…

Türk birliklerinin hazırlıksız olarak İngiliz taarruzuna mâruz kalmaları, İngilizlerin, Filistin’de büyük bir zafer kazanmasına sebep olmuştu. Taarruz öncesi ve esnâsında İngiliz casuslarının bölgedeki yerli halk üzerinde sağladığı olumsuz duygular ile bölgedeki Türk ulaşım hatlarına yaptıkları sabotajlar İngilizlerin kazandıkları zaferde önemli yer tutmuştur. İngiliz casusların, Haydarpaşa Limanı’ndaki demiryolu makaslarına ve Filistin Cephesi’ne gönderilmek üzere depolarda bekletilen cephane, erzak ve levazım depolarına 6 Eylül’de yaptıkları sabotaj Filistin Cephesi’ndeki muharebelerin seyrinin İngilizlerin lehine çevrilmesinde etkili olmuştur.

Bölgeyi savunmakla sorumlu Yıldırım Orduları Grubunun Komutanı Mareşal Falkenhayn, İngiliz kuvvetlerine karşı 20. Kolordu tarafından yapılan oyalama harekâtından faydalanarak takviye birliklerini Kudüs’e sevk etmek istemişti. Bu çerçevede (tugay büyüklüğündeki) Alman Asya Kolu’nun 9 Aralık’ta Nablus’a ulaşması beklenmişti. Ancak aynı gün başlatılan İngiliz taarruzu sonucu 20. Kolordunun mevzileri ile direnme noktalarının çökertilmesi üzerine İngiliz taarruzu kısa sürede gelişmiş ve 20. Kolordu birlikleri gayrı nizamî bir şekilde geriye çekilmek zorunda kalmıştı.

Allenby’nin kararı…

İngiliz kuvvetlerinin komutanı General Allenby, Gazze ve Birüssebi Muharebelerinde imhâ edemediği veya nihaî darbe indiremediği Türk kuvvetlerine toparlanma fırsatı vermemeye kararlıydı. Bu çerçevede Allenby, İngiliz Savaş Bakanlığının Gazze-Birüssebi Zaferi’nden sonra ileri harekât yapılmaması konusundaki emrine rağmen her türlü sorumluluğu üstlenerek ve her türlü zorluğuna rağmen Kudüs’e girmeye kararlıydı.

Kudüs’ün kaybı…

Birüssebi, Gazze ve Yafa’nın peş peşe kaybedilmesinin ardından İngiliz ilerleyişi karşısında tutunamayan Yıldırım Orduları Grubu, General Falkenhayn’ın emriyle Kudüs’e kadar geri çekildi. İleri harekâtını sürdüren İngiliz kuvvetleri 16 Kasım’da Yafa’yı ele geçirdi. Ancak 8 Aralık’ta tekrar başlayan İngiliz taarruzları karşısında Kudüs hattında da tutunabilmek mümkün olmadı, ertesi gün Kudüs de boşaltıldı ve düştü.

Büyük bir törenle…

General Allenby, 11 Aralık’ta büyük bir törenle, Hz. Ömer’den itibaren (Selahâddin Eyyûbi, Yavuz Sultan Selim) bu kentin dördüncü fatihi olarak ve üç din için de kutsal önemine saygının bir ifâdesi olarak Kudüs’e askerlerinin önünde ve yürüyerek girdi.

İngiltere Başbakanının duyguları…

İngiltere Başbakanı Lloyd George da Kudüs’ün İngilizler tarafından ele geçirilmesi nedeniyle duygularını General Allenby’nin adının, Haçlı Seferlerinin sonuncusu ve şereflisinin galibi olarak her zaman hatırlanacağını, yüzyıllar boyunca Avrupa şövalyelerini yutan bu girişimin, Allenby’nin mahâreti sâyesinde şerefli bir sona erdirme talihi elde ettiğini ifâde etmiştir.

Bölgedeki Alman asıllı Yahudiler…

Türk kaynakları “Almanların, Filistin’de yaşayan Alman asıllı Yahudilerle iş birliği yaptıklarını, bu Yahudileri koruduklarını, Yahudilerin de Almanlardan aldıkları bilgileri İngilizlere aktardıklarını” belirtmektedir. Almanlar ile Alman asıllı Yahudiler arasındaki ilişkiler o denli gelişmişti ki İngilizlerin Kudüs’ü kuşatmaları esnâsında Türk birliklerine cephane ve erzak taşımakla görevlendirilen araçlar, Yıldırım Orduları grubundaki Almanlar tarafından, muharebe alanında kalan Alman asıllı Yahudilerin yerleşim birimlerinin tahliye işlemlerine tahsis edilmişti. Türkler tarafından casus oldukları belirlenen Alman asıllı Yahudiler hakkında, Almanların aracılığıyla ve hatta baskısıyla Suriye ve Lübnan’da Araplara yapılanın aksine hiçbir cezaî yaptırım uygulanmamıştır.

İngilizlerin kazanımı…

İngiliz kaynakları Gazze-Birüssebi Muharebeleri’nin başladığı 31 Ekim’den Kudüs’ün alındığı 9 Aralık’a kadar geçen 40 gün zarfında 30 mil genişliğindeki bir cephe hattında 60 mil derinliğe ilerlemişlerdi. İngiliz kaynakları bu muharebelerde Türklerden 12.000 esir aldıklarını, kendi kayıplarının ise 18.000 ölü olduğunu belirtmektedir.

İlave İngiliz taarruzları…

Gazze-Birüssebi Muharebesi’nden sonra Kudüs-Yafa hattı kuzeyine kadar ilerleyen İngiliz kuvvetleri bu mevzilerin uzaktan emniyetini sağlamak için kısa hedefli iki taarruz yapmışlar, 21 Aralık’ta icrâ ettikleri bir baskın harekâtıyla da Avca Nehri’ndeki 22. Osmanlı Kolordusunu Tabsur-Aisat Hattına kadar geriye atmışlardır.

Sonuçsuz kalan Türk taarruzu…

Kudüs’ün kuzeydoğusunda konuşlu bulunan ve 27 Aralık’ta Kudüs istikâmetinde taarruza geçen 7. Osmanlı Ordusunun bu ileri harekâtı, İngiliz kuvvetlerinin taarruz hazırlıklarını tamamladığı bir zamana tesadüf etmesi nedeniyle 29 Aralık’ta İngiliz kuvvetlerinin karşı taarruzuyla durduruldu.

Cephenin değişen adı…

Günlük harp raporlarında Kudüs Muharebeleri başlayıncaya kadar bu cephenin ismi “Sina Cephesi” iken, Kudüs’ün düşmesinden sonra “Filistin Cephesi” oldu. 1916 yılında Kanal Cephesi, 1917 yılında Sina Cephesi, 1918 yılı başından itibaren de Filistin Cephesi.

Görevden alınanlar…

III. Gazze Muharebesi’nde yaşanan başarısızlık ve ardından Kudüs’ün düşmesi peş peşe üç Alman generali de makamından etti. Önce 8. Ordu Komutanı (eski Sina Cephesi Komutanı) General Kressenstein görevden alınarak bu göreve Çanakkale ve Galiçya Cephelerinde görev yapmış Cevat (Çobanlı) Paşa getirilmiş, ikinci olarak Başkumandan Vekâleti Kurmay Bşk. (Gnkur. II. Bşk.) (Alman) General Schellendorff görevden ayrılarak Almanya’ya dönmüş ve yerine de General Hans von Seeckt getirilmiş, son olarak da göreve geldiğinden itibaren başarısızlıklarla dolu bir komutanlık örneği sergileyen ve 1917 yılının sonlarındaki III. Gazze Muharebesi’nden itibaren peş peşe kayıplar yaşanmasına mâni olamayan Mareşal Falkenhayn 11 Şubat 1918 tarihinde Yıldırım Ordular Grubu K.lığından alınmış, yerine de 19 Şubat’ta 1. Ordu Komutanı Mareşal Liman von Sanders atanmıştır. Mareşal Sanders, Mareşal Falkenhayn’ın aksine Filistin Cephesi’nde savunma harekâtı yapılmasından yana idi.

Cemâl Paşa’nın İstanbul’a dönmesi…

Mareşal Falkenhayn ile Cemâl Paşa’nın arasının açılması sonucu (yeni kurulan Suriye ve Batı Arabistan Genel K.lığı çerçevesinde, bölgede görev yapmakta olan) Cemâl Paşa’nın yetki ve sorumlulukları asgariye indirilmiş, bu durumu içine sindiremeyen Cemâl Paşa da izin bahânesiyle Aralık 1917 ayında bir daha dönmemek üzere Şam’dan ayrılmış, böylece tüm Hicaz, Filistin, Suriye ve Irak’ın savunması 12 Ocak 1918 tarihinden itibaren Yıldırım Orduları Grubuna verilmiştir. Bu tarihten itibaren Mareşal Falkenhayn ile Enver Paşa arasında yaşanmaya başlanan tartışmalar ve Alman genel karargâhı ile yapılan bazı görüşmelerden sonra Falkenhayn’ın görevine son verilmiş, yerine de Mareşal Sanders’in ataması yapılmıştır.

Sonuç…

Ekim 1917 ayı sonunda başlayan III. Gazze Muharebesi’nde Filistin’e güneyden açılan kapılar durumundaki Birüssebi ve Gazze peş peşe kaybedilmiş, İngilizler büyük bir zafer kazanmış, İngiliz birliklerinin komutanı Generali Allenby, başarıyı genişletmek maksadıyla harekâtı sürdürmüş, bu çerçevede taarruz hâlindeki İngiliz birlikleri 9 Aralık’ta da Kudüs’ü ele geçirmişlerdi. Bu vahim gelişmeler, Osmanlı Devleti açısından savaşın gidişatı adına da sonun başlangıcı niteliğindeydi. Bu cephedeki son gelişmeler de sonraki makalelerimizde ele alınacaktır.

© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.

KAYNAKLAR

Cemal Paşa, Hatırat, (Yayına haz.: Metin Martı), Arma Yay., 5. Baskı, İstanbul 1996; İrfan Paksoy, Cihan Harbi’nde Osmanlı Devleti, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2018; Kemâl Arı, I. Dünya Savaşı Kronolojisi, Gnkur.Bsmv., Ankara 19s97; Liman von Sanders, Türkiye’de Beş Yıl, (Çev.: M.Şevki Yazman), Burçak Yay., İstanbul 1968; Murat Çulcu, Arşivi Kaybolan Savaş Sina Filistin-Suriye Cephesi, Birinci Baskı, KASTAŞ Yayınevi, İstanbul 2009; Şükrü Mahmut Nedim, Filistin Savaşı (1914-1918), (Çev.: Abdullah Es), Gnkur.Bsmv., Ankara 1995.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?