Ana içeriğe geç

eura24.com - Avrupa'dan haberler ve köşe yazıları. Tarafsız, güçlü, dinamik: yazarlarımızdan en güncel yazılar, Almanya ve Avrupa gündemi, Türk dünyası, kültür, sanat ve yaşam.

Ender GÜNER
Ender GÜNERKöşe Yazarı

TEKAR Vakfı’ndan Stuttgart Devlet Operasına Mektup

Stuttgart devlet operası yönetimi Mayıs 2026 ayında 2026-2027 sezonunda sergilenecek oyunları açıkladı.

TEKAR Vakfı’ndan Stuttgart Devlet Operasına Mektup

 Stuttgart devlet operası yönetimi Mayıs 2026 ayında 2026-2027 sezonunda sergilenecek oyunları açıkladı. Bu açıklama kapsamında; Bassem Akiki tarafından bestelenen, librettosu Olga Bach tarafından kaleme alınan ve Ersan Mondtag tarafından sahnelenecek olan “Atatürk-Die Legende von Mustafa Kemal (Atatürk -Mustafa Kemal Efsanesi)” başlıklı eserin prömiyerinin 10 Nisan 2027 tarihinde gerçekleştirileceği ifade edildi. Atatürk'ü "çelişkili bir şahsiyet" olarak tanımlayan ve eserin Ermeni, Kürt ve Rum temalı "tarihsel şiddet" iddialarını barındıracağını belirten resmi tanıtım metinleri paylaşıldığında, kamuoyunda kaygılar arttı. Çünkü Opera’nın resmî tanıtımında Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’ye umut ve gelecek perspektifi kazandıran laik ulus devletin öncüsü olarak tanımlanmakla birlikte, “çelişkili” bir şahsiyet olarak sunuldu. Bunun üzerine sivil toplum kuruluşları tepki gösterdi. Almanya’daki Atatürkçü Düşünce Dernekleri (ADD) ve toplam 34 Türk sivil toplum kuruluşu tarafından Mayıs 2026'nın ortalarında (13-15 Mayıs 2026) ortak bir kınama bildirisi ve basın açıklaması ile ilk tepki gösterildi.

Yaz dönemi boyunca opera yönetiminden herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Bunun üzerine, Türk-Ermeni Konusunu Araştırma (TEKAR) Vakfı tarafından 30 Eylül 2026 tarihinde operanın genel müdürü Victor Schoner'e doğrudan hitap eden bir mektup iletilmiştir. Konuyla ilgili hazırlanan ve en kapsamlı kurumsal resmi mektup olan TEKAR Vakfı’nın mektubu Ekim 2026 ayı başında kamuoyuna duyurulmuştur. Hukuki ve kurumsal bir ihtar mektubu niteliği taşıyan TEKAR Vakfı’nın mektubu ulusal basın ile paylaşılması için haber ajanslarına iletilmiş, sosyal medyada paylaşılmıştır. TEKAR Vakfı’nın mektubu ile aziz Türk milletinin kaygıları Stuttgart Devlet Operası yönetimine doğrudan bildirilmiştir. Mektupta aşağıdaki paragraflarda yer alan hususlar sorgulanmış, Stuttgart devlet operasından Türk Milleti’nin kaygılarını giderecek düzeltmelerin yapılması beklentisi ifade edilmiştir:

  • Operanın içeriğinde toplumun yeniden kurulmasının bedelleri, reformlardan kimlerin yararlandığı, bedeli kimlerin ödediği ve ulusal birlik düşüncesinin ne ölçüde şiddet içerdiği sorulmakta, ancak soruların hangi tarihsel kabullerden hareketle sorulduğu ve eserde hangi kaynaklarla cevaplandırıldığı bilinmemektedir. Atatürk gibi tarihî bir şahsiyetin yaşamını kronolojiden bağımsız, belgesel izlerle kurguyu bir araya getirerek ele almak, sanat bakımından meşru olsa da tarihsel nedenselliklerin karıştırılması ve farklı dönemlere ait sorumlulukların tek bir şahsiyette yoğunlaştırılması tehlikesini taşımaktadır. Özellikle kamu kaynaklarıyla faaliyet gösteren Stuttgart Devlet Operası gibi saygın bir kültür kurumunun, toplumların tarihsel hafızasını ve günümüzdeki ilişkilerini doğrudan etkileyebilecek bir eseri hazırlarken tarihsel bağlam, kronoloji, kaynak kullanımı, temsil dengesi ve kurgu ile tarihsel iddia arasındaki ayrım konularında yüksek bir özen göstermesi gerekmektedir.
  • Atatürk yalnızca Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu değil, aynı zamanda yirminci yüzyıl tarihinin uluslararası ölçekte etkili şahsiyetlerinden biridir. Türkiye Cumhuriyeti’nin Kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı olan, sadece Türk milletinin değil dünya milletlerinin de gönlünde yer etmiş bir liderin farklı bakış açılarıyla ele alınması, tarih ve sanatın doğal alanı içindedir. Bununla birlikte, sanat özgürlüğü; tarihsel olgulara karşı kayıtsız ve kamusal sorumluluktan bağımsız olamaz. Bu bakımdan operada Ermeni konusunun nasıl ele alınacağı özel bir önem taşımaktadır. Dolayısıyla, 1915 olaylarının Atatürk’ün hayatını konu alan bir esere hangi tarihsel ve nedensel bağla yerleştirildiği açıklanmalıdır. Aynı şekilde, Kürt kökenli vatandaşlarla ilgili konunun ele alınışında da; dönemin savaş şartlarının, merkezî devletin kuruluş sürecinin, iç ve dış güvenlik sorunlarının, ayaklanmaların niteliğinin, İngiltere başta olmak üzere dönemin büyük devletlerinin bölgedeki faaliyetlerinin ve Cumhuriyet’in yurttaşlık anlayışının birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Tarihsel olayların yalnızca günümüzün kimlik ve azınlık kavramlarıyla okunması, anakronik sonuçlara yol açacaktır.

Türk milletinin Mustafa Kemal Atatürk’e bağlılığı, eleştiriden korkan kör bir bağlılık değildir. Bu bağlılık; emperyalist işgale karşı kazanılmış bağımsızlığın, millet egemenliğinin, laik hukukun, çağdaş eğitimin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığıyla doğrudan bağlantılıdır. Atatürk’ün tarihsel mirasına yönelik kanıtsız isnatlara, kronolojik çarpıtmalara veya tek taraflı suçlamalara karşı çıkmak da demokratik düşünce ve ifade özgürlüğünün bir parçasıdır.

Türk milletinin yüce değeri hakkında uydurma bir tarih dramaturjisiyle, yüksek sanat olan opera sanatı kullanılarak bir ulusu incitmek, yaralamak ve saygınlığını sorgulatmak en hafifiyle opera sanatıyla seyirci veya sanatçı olarak hemhal olanlara büyük bir ayıp olacaktır.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın