?>

Yunus Emre Enstitüsü’nün Kurtuluşu

Dr. Yılmaz Bulut

3 saat önce

Yunus Emre Enstitüsü’nde Almanya kurucu müdürü olarak 13 yıl görev yaptım. YEE, yurtdışı Türkçe kurumu olarak görülse de aslında Türkiye’nin sınırları dışında kültürel bağlar ve değişim ağı kurar. İş sahası, dış koşulların sunduğu imkanlarla şekillenir; kültür çeşitliliği rutine izin vermez ve hizmet verilen coğrafyada esnek bir yaklaşım gerektirir.

YEE gibi kuruluşların başarısı, yetkin, deneyimli ve dayanışma içinde çalışan personel ile geçmişi bilen güçlü bir kadroya bağlıdır. Yönetimin güven ortamı oluşturması da başarı için gereklidir.

Ne yazık ki YEE’de keyfi yönetimler hakim oldu. Kurumda yeni başkanlar deneyimli personeli görevden alıp kendi tanıdıklarını yönetici pozisyonuna getirdi. Güvensizlik ve tahakküm nedeniyle kurumsal kültür gelişemedi, insan kaynağı zayıflatıldı ve ortak çalışma ruhu oluşamadı; bu durum ciddi mağduriyetlere yol açtı.

Bahsettiğim olumsuzluğun bir kaç nedeni var. Birincisi vakıfın esnek yapısı denetim eksikliğine yol açmakta ve bu durum yönetici keyfiyetini kolaylaştırmaktadır. Denetimdeki zayıflıklar hizmetin kötüye kullanılmasını mümkün kılıyor. İkincisi sadakat, liyakatten önce geliyor. Üçüncü sebeb güç etrafında kümeleşmedir. Bu sorun genel bir toplumsal  meselemizdir. Türkiye‘de yönetim güç elde etme ve tahakküm kurma  oyunu olarak görülüyor. Devlete imkan sağlayıcı olarak bakılıyor. Güç elde etmek için sadakat temelli klikleşme ve kadrolaşma oluşuyor. İnsanlar benden, benden olmayan şekliyle gruplaşıyor. İş adamına veriyor, adamın da denk düşmesi gerekir. Denk geleni de kolayca harcıyorlar. Genelde de kötü olan  iyiyi kovuyor.

YEE, Türk dış politikasında önemli bir yer tutmalı ve kültür yoluyla dünya barışına katkı sağlamalıdır. Vakıf biçiminde sivil kurumsallaşma doğru bir tercihtir; iyi yönetildiğinde olumlu sonuçlar verir, suistimal edildiğinde ise olumsuz etkiler yaratır. Güvenilirlik için doğru yapılaşma gereklidir.

YEE ideoloji ve siyasetten bağımsız uzun vadeli planlarla yönetilmelidir. Siyaset ve bürokrasi bütçeyi denetleyip yetkin yöneticiler ile liyakatli personel sağlamalıdır. İş ehline bırakılmalı, içerik müdahalesinden kaçınılmalıdır; aksi halde kurumsal olumsuzluklar tekerrür edecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI