MAHMUT AŞKAR - Yetimin İsyanı Roman Tahlili

MAHMUT AŞKAR - Yetimin İsyanı Roman Tahlili
05-01-2026

Yetimin İsyanı: Haksızlığa Karşı İnsan Kalabilmenin Romanı

Mahmut Aşkar’ın son romanı Yetimin İsyanı, daha ilk cümlesiyle okuru sarsan, yerleşik kabulleri rahatsız eden ve vicdanı hedef alan bir metin olarak edebiyat sahnesine çıkıyor. Hak var, divan yok; din var, iman yok” sözüyle başlayan bu roman, yalnızca bir hayat hikâyesi anlatmaz; adaletsizlik karşısında insan kalabilmenin bedelini gözler önüne serer.

Bu eser; yalnızlığın, dışlanmışlığın, merhamet arayışının ve haksızlığa karşı direnmenin romanıdır. Kırılgan ama boyun eğmeyen ruhların, susarak değil direnerek var olmayı seçenlerin hikâyesidir. Okurunu pasif bir izleyici olmaktan çıkarır; yüzleşmeye, düşünmeye ve hissetmeye zorlar.

Topal Tahir: Mühürlenmiş Bir Çocukluğun Hikâyesi

Romanın merkezinde yer alan Tahir, yalnızca bir karakter değil, toplumun “öteki” ilan ettiği herkesin simgesidir. “Deli Davut’un oğlu, topal Tahir” diye damgalanan bir çocukluk… Daha baştan kimliği elinden alınmış, adı yerine sıfatlarla anılan bir hayat…

Yazar, daha romanın ilk bölümlerinde okuyucusuna bir ikilem yaşatır:

Okur acaba daha çok Deli Davut’a mı, yoksa onun oğlu Tahir’e mi üzülmelidir?

Hatta Davut’u “uslansın” diye jandarmaya şikâyet etmek zorunda kalan anne babasına mı? Öfke ile merhamet arasında kalırsınız. Çünkü roman şunu hatırlatır: Hiçbir anne baba isteyerek evladını dayağa, aşağılanmaya teslim etmez; bazen insanı buna yoksulluk, çaresizlik ve toplum baskısı zorlar. Bir anne-baba olarak o psikolojiyi düşünebiliyor musunuz? Ne kadar da ağır bir yük!

Dışlanmanın Evrensel Hikâyesi: Kafka ile Kurulan Sessiz Akrabalık

Yetimin İsyanı, Kafka’nın Dönüşüm’ü ile derin bir akrabalık kurar. Nasıl ki Gregor Samsa, farklı olduğu için ailesi ve toplum tarafından dışlanıyorsa; Tahir de fiziksel görünüşü, düşünce tarzı ve boyun eğmeyen karakteri nedeniyle yalnızlaştırılır.

Her iki romanda da mesaj nettir:

Toplum, kendisine benzemeyeni dışlar.

Bu yönüyle Yetimin İsyanı, yalnızca güncel bir roman değil; klasikler arasında anılmayı hak eden evrensel bir anlatıdır.

Haksızlığa Karşı Direniş Bir Erdem midir, Bedeli Olan Bir Suç mu?

Tahir’in çocukluktan itibaren maruz kaldığı ezilmişlik, onu iki yoldan birine sürükleyebilirdi:Ya boyun eğmek…Ya da bedel ödemeyi göze alarak direnmek.

O ikinci yolu seçer.

Roman boyunca sık sık şu gerçekle yüzleşiriz:

“Bedel ödemekten korktuğunuzda taviz vermeye başlarsınız. Her taviz, sizi insan olan sizden biraz daha uzaklaştırır.”

Tahir’in adalet duygusu, tam da bu noktada şekillenir. O, şartlar ne olursa olsun haklının ve zayıfın safında durmayı seçer. Bu duruşun bedelini ise hem kendisi hem de annesi ağır biçimde öder.

Mahmut Aşkar: Yazdığı Gibi Yaşayan Bir Yazar

Mahmut Aşkar, bu romanla yalnızca bir hikâye anlatmaz; kendi şahsiyetini de satır aralarına nakşeder. Nevi şahsına münhasır bir duruşu vardır: Her kabın şeklini almayan, haksızlık karşısında susmayan, popüler doğrulara teslim olmayan bir yazar…

Kendi ifadesiyle:

“Kendi kahramanlarını yaratamayan toplumların mücadele azmi zayıf olur.”

Bu cümle, romanın da, yazarın da özeti gibidir. Üstelik okur, bu cümleyi okurken şunu düşünmeden edemez: Mahmut Aşkar, farkında olarak ya da olmayarak, kendi de toplum kahramanlarından biridir.

Zira Mahmut Aşkar çevresinde; toplumsal çalışmalarda profesyonel olarak bulunmuş, çeşitli STK’larda üst kademelerde Avrupa Türkleri için emek vermiş, ter dökmüş bir şahsiyet olarak tanınır. Ömrünü gönüllülük esasıyla hizmette bulunduğu topluma adamış, kendine has objektif bakış açısıyla hayata ışık tutmuştur.

Toplumsal, Dini ve Kültürel Cesaret

Yetimin İsyanı, yalnızca bireysel bir dram değildir; aynı zamanda sert bir toplumsal eleştiridir.

  • Fakirlik edebiyatı yapıp fakirlerle dayanışmayanları,
  • Hak ve hukuk söylemini dilinden düşürmeyip adil davranmayanları,
  • Dini, şekil ve ritüellerden ibaret sanan anlayışı cesurca sorgular.

“Namaz, abdest, dua, menkıbe kitaplarının çok satması, toplumun okuduğu anlamına gelmez” diyebilecek kadar açık sözlüdür.

Şehircilikten Almancı serüvenine, kültürel yozlaşmadan Arabizm–Amerikanizm arasında sıkışmış Türk kimliğine kadar pek çok başlıkta derin ve yerinde tespitler sunar.

Şu cümle, romanın zihinsel omurgasını özetler niteliktedir:

“Ne kendimizle özdeşleşen bir din anlayışı, ne de kendimize has bir modernlik geliştirebildik.”

Hepsi bu kadar mı? Elbette değil.

Hikâye örgüsünün içinde bir de sabırla örülmüş, gösterişten uzak, sessiz ama derin bir aşk hikâyesi vardır ki; acının, yoksulluğun ve dışlanmışlığın ortasında insanın hâlâ sevebileceğini, güvenebileceğini ve tutunabileceğini hatırlatır. Tahir’in hayatına usulca giren bu sevgi, bir kaçış değil; aksine onun hayata karşı direncini besleyen, yaralarını onaran ahlaki bir sığınaktır. Son satırlara kadar içinizi ısıtan bu aşk, romanın sert gerçekliği içinde bir zayıflık değil, insan kalabilmenin en güçlü dayanaklarından biri olarak karşımıza çıkar.

Üslup ve Anlatım

  • Akıcı, sade ama derin, etkileyici bir dil
  • Kısa bölümlerle okuru diri tutan yapı
  • Yer yer tebessüm ettiren, yer yer öfkelendiren sahneler
  • Ali Şeriati’nin Ebuzer’i gibi metinlerarası göndermelerle zenginleşen bir anlatım

Mahmut Aşkar, sohbetlerinde nasıl dinleyicisini alıp başka diyarlara götürüyorsa, bu romanda da okuru aynı yolculuğa çıkarır.

Sonuç: Bu Roman Neden Okunmalı?

Yetimin İsyanı, her şeye sahip olup yine de mutsuz olduğunu söyleyenlerin,adaletsizliğe uğrayıp susmayı seçenlerin, “Ben ne yapabilirim ki?” diyenlerin romanıdır.

Bu kitap şunu fısıldamaz, haykırır:

Haksızlığa karşı durmak, bir tercih değil; insani bir sorumluluktur.

Coğrafya kader midir bilinmez… Lakin görünen köy de kılavuz istemez. Örnek insan olmanın bedelinin geçmişte de bugün de ağır ödendiğini bu roman bir kez daha hatırlatır.

Bu tahlilden sonra şunu söylemek abartı olmaz:Yetimin İsyanı, okunup geçilecek bir roman değil; okunduktan sonra insanın kendisiyle hesaplaşacağı bir metindir.

Ve evet… Bu kitabı okuduktan sonra kendinizi sorgulamamak ve aynı insan olarak kalmak zordur.

 

Yazarın Diğer Eserleri:

Yetimin İsyanı, Şehirli Derviş, Kendimizle Yüzleşmek, Kendi Eksenine Dönüş, Yeniden Kızılelma, An(n)a Aşkı, Kurban, Müslümanı Avrupalılaştırmak, Garbın Gökkubbesi Altında Türkler…

Üstada sonsuz sevgi ve saygılarımla…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?