Sabır ve Sınır

Sabır ve Sınır
09-02-2026

“Bir çocuk bir ebeveyninden sabretmeyi öğreniyorsa; diğer ebeveyninden ne kadar ileri gidebileceğini öğrenir.”

Bir evin içinde yaşanan her şey, duvarlara değil çocukların kalbine çarpar önce. Söylenen sözler, susulan cümleler, bastırılan öfkeler, ertelenen yüzleşmeler… Hepsi birikir. Çocuk, anne babasının birbirine nasıl baktığını, nasıl sustuğunu, neye katlandığını ve neye göz yumduğunu izleyerek büyür. Hayatın kurallarını onlardan öğrenir.

Bir ebeveyn sabrediyorsa, çocuk sabrın ne demek olduğunu öğrenir. Ama sabır her zaman erdem midir? İşte orası karmaşıktır. Çünkü çocuk, yetişkinin neye sabrettiğini de görür; kırıcı bir söze mi, görmezden gelinmeye mi, sevgisizliğe mi? Sabır bazen metanet öğretir; bazen de “acıya katlanmak normaldir” fikrini sessizce yerleştirir kalbine.

Bazen bir ebeveyn sınırları zorlar, bazen diğeri fazlasıyla geri çekilir. Bazen biri sesini yükseltir, diğeri susarak idare etmeye çalışır. Çocuk, gücün nasıl kullanıldığını da, fedakârlığın nerede kendinden vazgeçmeye dönüştüğünü de izler. Kimin haklı olduğundan çok, kimin sustuğunu ve kimin ileri gidebildiğini kaydeder zihnine. Her iki durumda da çocuk, ilişkilerin nasıl yürüdüğüne dair bir harita çizer kendince.

Aile içindeki çatışma, yalnızca iki yetişkin arasında kalmaz. Çocuk taraf tutar, suçluluk duyar, kendini sorumlu hisseder. “Keşke daha uslu olsaydım”, “Ben olmasaydım böyle olmazdı” diye düşünür bazen. Oysa hiçbir çatışmanın yükü bir çocuğun omuzlarına ait değildir.

Sabır gereklidir; evet. Hayatta her şeye anında tepki vererek yaşanmaz. Sabır, beklemeyi, anlamayı, büyümeyi öğretir. Ama sabrın da bir ölçüsü vardır. Sabır; yalnızca dişini sıkmak değildir. Sabır; kendinden vazgeçmek, incinmeye alışmak, saygısızlığı sineye çekmek hiç değildir. Kadın ya da erkek fark etmeksizin, bazen ebeveynler “idare etmek” adına kendilerini fazlasıyla geri plana atabilir.

Sabrederken dikkat edilmesi gereken en önemli şey şudur: Sabır, insanı küçültmemeli. Bir insan sabrediyorsa ama her geçen gün biraz daha susuyorsa, biraz daha siliniyorsa, orada sabır erdem olmaktan çıkar, yük olur ve çocuklar bu yükü hisseder. Yetişkinin gözlerindeki yorgunluğu, sesindeki kırgınlığı, evin içindeki ağır havayı… Hepsini.

Her şeyin fazlası zarar. Fazla sabır, sınırları siler. Fazla fedakârlık, sevgiyi yorar. Fazla susmak, yanlışları normalleştirir. Çocuğa bırakılacak en kıymetli miras; sabretmenin yanında, gerektiğinde dur diyebilmeyi de öğretmektir. Saygının pazarlık konusu olmadığını, sevginin incitmemesi gerektiğini gösterebilmektir.

Çocuklar mükemmel anne baba istemez. Gerçek, tutarlı ve cesur yetişkinler ister. Hata yapan ama hatasıyla yüzleşen, sabreden ama kendini ezdirmeyen, anlayan ama sınır koyabilen, susan ama zamanı geldiğinde konuşan… Çünkü çocuk, hayata böyle hazırlanır.
Bir çocuk sevgiyi kimin haklı olduğundan değil; dengenin, saygının ve sağlıklı sınırların varlığından öğrenir.

 

Sevgi sessizlikte değil; dengede öğrenilir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?