ABD’nin Avrupa'sı
Amerika Birleşik Devletleri askerî varlığını Avrupa’da azaltacağını açıkladı ve ardından bir açıklamada yaparak,daha önceki planların aksine, şimdilik Almanya'da, Rusya'nın derinliklerindeki hedefleri vurabilecek kapasitede uzun ve orta menzilli silahlar konuşlandırmayacağını paylaştı.
Alman kamuoyuda Şansölye Merz’den, Alman vergi mükelleflerinin sırtından Zelenskiy ile yeni silah anlaşmaları yapmak ve Rusya'yı Alman hedeflerine saldıracak noktaya kışkırtmak yerine, Rusya Devlet Başkanı'nın müzakere teklifini kabul etmesini istiyor.
Avrupa kamuoyu yine güvenliği ve barışı sağlamak için yeniden bir yumuşama politikasına ihtiyacı var!
Dünya öyle bir yere savruluyor ki: Haydutluk kendini her yerde gösteriyor?
"Haydut süper güç" ABD’e İran'a saldırıyor, Gazze’de Soykırım yapılıyor"açıkça dünya diken üstünde.
Böyle bir ortamda gerek Almanya, gerekse Fransa’nın ortada herhangi bir plan ve stratejilerinin olmadığı bir gerçek.
Bilhassa başbakan Merz'in hiçbir fikri olmadığı ve Almanya'nın tarihte hiç bu kadar kötü durumda olmadığı şaşırtıcı şekilde ortaya çıkmış oldu.
ABD sadece askerini geri çekmiyor aynı zamanda, AB'den gelen otomobil ve kamyonlara uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25'e çıkarmaya karar verdi.
Amerikan başkanının, Avrupalı tebaasına yönelik tutumunun özeti budur.
Çaresiz ve plansız kıta Avrupa’sı çok sıkışmış durumda?
Amerika'nın çok sayıdaki savaşına katılan Avrupa ülkeleri artık değerlerini kaybetmiş gözüküyor.
Amerikan savaş stratejisi açısından hayati önem taşıyan Avrupa'daki ABD askeri üsleri tasfiye ediliyor.
Almanya'daki ABD hava üsleri ve komuta merkezleri Alman halkılımını koruyor kesinlikle hayır, değil, aksine ABD'nin Asya ve Afrika'daki savaşlarına hizmet etmeye yaramaktadır.
ABD Kara Kuvvetleri'nin Avrupa'daki birliklerinin eski komutanı Ben Hodges'ın da teyit ettiği üzere: "Almanya ve Avrupa'daki ABD birlikleri orada Almanları korumak için bulunmuyor. Onlar orada ABD için bulunuyor, başka hiç kimse için değil."
Bunu ilk gören İspanya oldu ve Amerikan planının bir parçası olmak istemedi ve İran'a karşı bir savaşta kendi topraklarındaki askeri üsleri kullanmasını yasakladı.
Eğer Alman hükümeti, aynı şekilde davransaydı Trump’ın cezalandırıcı tedbirlerine karşılık olarak ABD’nin Almanya’daki tesislerini böylesi bir savaş için kullanmasını yasaklayacak olsaydı daha bir özgür ve ilkeli davranmış olurdu; bu, Almanya’nın kendi kendine dayattığı o erginleşememe halinden uzun zamandır beklenen kurtuluşu ve İkinci Dünya Savaşı sonrası döneme damgasını vuran o aşağılayıcı vasallık ilişkisinden çıkışın ilk adımı olurdu.
Kanaatimce eğer Merz aklını başına toplar ve gerçek bir cesaret sergilerse, Putin'in Almanya'ya gaz ve petrol sevkiyatını yeniden başlatma yönündeki defalarca dile getirdiği teklifi kabul eder ve böylece Alman sanayini harekete geçirir.
Almanya'nın en önemli enerji tedarik boru hattını tahrip eden kişi Putin değil, Ukrayna ile işbirliği içindeki ABD idi; bu, bugüne dek cezasız kalmış bir savaş suçudur.
Almanlar muhtemelen Ukrayna gibi bir komşuya yüz milyar avrodan fazla parayı hibe eden; buna karşılık kendi vatandaşlarına okulları ve üniversiteleri modernize etmek, hastaneleri yenilemek ya da emekli maaşları ile uzun süreli bakım ödeneklerini artırmak için çok az kaynak ayıran tek ulustur.
Şunu da unutmayalım: Ukrayna'ya tahsis edilen Alman milyarlarının büyük bir kısmı, savunma sözleşmeleri aracılığıyla, nihayetinde bu savaşa neden olan o Amerikalı şirketlerin ve hissedarların cebine akmaktadır.
Velhasıl ABD hükümeti NATO'yu doğuya doğru genişletmeme yönündeki taahhüdüne sadık kalmaya niyetlendiğinde, Amerikan savunma sanayisi harekete geçmiş; eski Varşova Paktı ülkeleri Batı ittifakına entegre edilene kadar Senato ve Kongre nezdinde lobi faaliyetleri yürütmüştür.
Eski Şansölye Angela Merkel buna direnmiş olsa da, yeni NATO üyelerinin kabulü konusunda veto yetkisini kullanmamıştır; oysa Almanya —diğer tüm Avrupa ülkelerinden daha fazla Rusya'dan gelen uygun fiyatlı enerji ve hammaddelere bağımlıydı.
Bizzat Bismarck, Almanya'nın kendi çıkarları yerine yabancı çıkarlarını savunma ve kendisine çok az fayda sağlayan çatışmaların içine çekilmesine izin verme eğilimini eleştirmişti: "Siyaset, mümkün olanı gerçekleştirme sanatıdır... Ancak her şeyden önce, kendi çıkarlarınız pahasına yabancı çıkarlarını gözetme sanatı değildir," demişti Demir Şansölye.
Bugün Avrupa ve Almanya askeri ve ekonomik olarak çok zorlu bir süreçten geçmektedir fakat ne bir plan nede stratejiyi hayata geçirebiliyorlar.