?>

Dava Ruhu

Ramazan ÖZDEMİR

5 saat önce

Nizam bir toplumun ruhudur. 

İnsan toplulukları kendilerini onunla ifade ederler ve nizam kendi ana fikri ile ifade olunur. 

Bir ülkede veya bir toplulukta dava ruhu kayboluyorsa, inançlar aykırı bulunuyorsa maalesef artık o davada erozyon başlamıştır.  

Türkiye'de iki kesim dava ruhuna sımsıkı sarılmıştır biri ülkücü harekat, diğeri ise sol kesimdir. 

Her iki kesimde çok büyük bedeller ödemişlerdir özellikle ülkücü kesim çok acı olaylar içerisinden geçerek bugünlere gelmiştir. 

Tam bir yerli hareket olan ülkücü hareket, Anadolu insanın kendini bulduğu ve onunla kendi ifade etmesiyle tanının bir dava hareketiydi. 

Fakat ülkücü hareketin yerli ve milli olması bir çok kesimi çok rahatsız etmiştir ve bu hareketin ruhunun etkisiz hale getirilmesi için bütün etkin çevreler harekete geçerek bu hareketin önü kesilmiştir.  

Sadece Emperyalistler bu hareketin önünü kesmemiştir aynı gerekçelerle yerli işbirlikçilerde harekete geçerek bu hareketi pasif hale getirmişlerdir. 

Ülkücüler kim ne derse desin vatan ve milleti için hayatını vermiş ve onun çilesini çekmiş, geride binlerce gazi ve mağdur bırakmıştır. 

Günümüzün insanları ülkücülerin o dava ruhunu anlamakta zorlanıyorlar veya sosyolojik izahını yapamıyorlar. 

Ülkücü dava o kadar güçlüydü ki o ruh ülkücünün üzerinde ayrı bir güç olarak ortaya çıkarak insana insani bir değer katıyordu. 

İnsanları, Fertleri dünyevi hesaplar için ölüme veya öldürmeye göndermek mümkündür, ancak kitleleri asla böyle yönlendirme yapamazsınız, kitleler inançları için mukaddes davaları için ölüme giderler. 

Bu nedenle ülkücü olmayanlar ülkücülerin davasını anlayamazlar. 

Gelelim bugün ülkücü olduklarını söyleyenlere veya ülkücü hareket içerisinde olduklarını söyleyenlere, mensubu oldukları Türk Milletinin bağrından çıkıp gelen bu hareketin neresindenler?

Ülkücü hareket, insanı, Allah'ın yarattığı en şerefli yaratık olarak kabul eder ve öyle inanır, öyleyse ülkücüler neden bu şuur ile hareket etmezler?

Kendi dava yoldaşını yarı yolda bırakan, onunla mücadele eden ülkücüleri hangi sosyolojik kavramlarla izah edeceğiz bu mümkün mü asla ve katiyen. 

Halbuki ülkücülere düşen ve yakışan meseleler ve engeller ne kadar büyük ve zor olsada Ülkücü duruşu ortaya koymak olmalıydı.  

Ülkücü hareket bugün oldukça davasından uzak tutuluyor halbuki ülkemiz dün olduğu gibi bugün de, ülkücülere ihtiyaç duymaktadır. 

Avrupa'da Ülkücüler 

Bir çok Avrupa ülkesinde ülkücü olduklarını iddia eden veya ileri süren kuruluşlar bulunmaktadır fakat bunların ülkücülükle herhangi bir ideolojik bağlarının oldukları oldukça güç, çünkü ülkücülüğü bir kalkan olarak kullanıyorlar zaten bir çoklarıda ülkücü kelimesinden bile rahatsızlar. 

Ülkücü hareket içerisinde olduklarını söyleyenlerin, ne vizyonu nede hedefleri ülkücü hareket ile bağdaşmamaktadır. 

Onların ne bir davaları var, nede ülkücü görüşleri bulunmamaktadır. 

Geçmişte ülkücü hareket içerisinde bulunmuş ülkücü liderler vardı ve onlarla aynı ortamda bulunmaktan başka avantajları olmayan insanlar ülkücüyüm diyerek geçiniyorlar.

Halbuki ülkücü hareket içerisinde çok değerli ve yetişmiş insanlar bulunuyordu, bugün Almanya'da gazetelerde, internet sitelerinde yazılar yazan ülkücüler çoğunlukta. 

Avrupa Türkleri ile ilgili kitaplar yazıyorlar ufuk açıyorlar, hedef gösteriyorlar. 

Avrupa Türkleri için oldukça değerli fikirler dile getiriyorlar. 

Fakat ülkücü kuruluşların başındakiler onların tanınmasını istemiyorlar,onların kitaplarının tanınmasınıda istemiyorlar her türlü engelli karşılarına çıkıyorlar ve imza günlerini iptal ettiriyorlar. 

Ne kadar acı...

Ülkücü ve ülkücülük bu insanlarda sadece bir kalkan?

Ve onlarda Dava ruhu yok kaybolmuş.  

Gerçek ülkücüleri uzak tutmak için her türlü argümanları kulanıyorlar. 

Avrupa'daki ülkücülere düşen ve yakışan,sorunlar ve engellemeler ne kadar büyük ve zorlu olursa olsun, "Sabretmek ve Hakka" sığınmak olmalıdır. 

Zaten "Ülkücü" kelimesinin manasını ancak ülkücü olanlar anlar. 

Ülkücü hareket dün vardı, bugünde var, yarında olacaktır. 

YAZARIN DİĞER YAZILARI