Geçenlerde Federal Almanya eski dışişleri bakanı Joschka Fischerin bir açıklaması vardı, Fischer açıklamasında ırkçılık söylemlerin günlük yaşamda artık sıradanlaştığını ifade ederek bunun tehlikelerine işaret etti.
Fischer, Aşırı Sağ'ın yükselişine ve Batı siyasetinde "endişe verici boyuta ulaştığını ve bir sağa kaymaya" karşı uyarıda bulunarak, aşırı sağ kaymanın "Batı'nın hastalıkları" olarak tanımlıyordu.
Devletin ve toplumun ırkçılığa, milliyetçiliğe karşı mücadele etmesinin altını çiziyordu.
Bende aynen aynı endişeleri taşıyorum çünkü AfD partisine yaklaşım toplumda ciddi manada önemsenmiyor ve bu tehlike küçümseniyor ve AfD partisinin ırkçı tutumları, söylemleri normalleşti.
Federal istatistik dairesinin 2025 yılı verilerine göre Almanya'da göçmen kökenli kişi sayısı 21,8 milyona ulaşmış olup, bu rakam toplam nüfusun yaklaşık %26,3'üne denk gelmektedi ve yine Ağustos 2024 - Ocak 2025 dönemini kapsayan araştırmalara göre, Müslüman kadınların %61'i ayda en az bir kez ayrımcılığa uğradığını belirtiliyor.
Siyahî erkeklerin %62'si ve siyahî kadınların %63'ü, son 12 ay içinde günlük hayatta en az bir kez ayrımcılığa maruz kaldığını görülmektedir ve göçmenler arasında ayrımcılık yaşadığını bildirenlerin 5'te 4'ü, bu durumun ten renginden veya kökeninden kaynaklandığını düşünmektedir.
Bütün bu araştırmalar ve istatistik rakamları ırkçılık ve buna bağlı saldırılar artık günlük hayatta kanıksanmış ve önemsiz görünüyor.
İşte en büyük tehlike bu çünkü eğer toplum yapılan saldıralara duyarsız kalıyorsa çok vahim ve asıl tehlike yaklaşmaktadır.
Göçmenlerin ırkçılığa maruz kalmaları aynı zamanda vatandaşların devlet kurumlarına güveninine azalmasına sebep olmaktadır.
Yine yapılan bir araştırmada Alman hükümetine güven oranı 2022'den bu yana yüzde 20 oranında azaldı. Müslümanlar ve Asya kökenlilerde güven kaybı en yüksek oranda çıktı.
Araştırmalar, göçmen kökenli gençlerin, göçmen kökenli olmayan yaşıtlarına göre siyasî açıdan daha az faal olduklarını, bunda yaşanan ayrımcılık ve ırkçılık deneyimlerinin rol oynadığını ortaya koyuyor.
Evet ırkçılıkla mücadelede siyasi katılım çok önemli, eğer siz toplum olarak bu alanı boş bırakırsanız birileri sizin adınıza politika yapar ve sizde seyredersiniz.
Avrupa'daki Türk toplumunun siyasi alanı boş bıraktığı ve bu alanda çalışma yapmaktan geri durduğu bir gerçek.
Türkiye eksenli siyasi çalışmalar daha çok görünürlük olarak öne çıkıyor ve heyecan meydana getiriyor.
Türkiye'den gelen bütün siyasi partilere buradaki STK'lar kapılarını sonuna kadar açıyorlar fakat mahallesindeki herhangi bir Alman siyasi partisini ziyaret etmiyorlar.
Son günlerde ırkçı saldırılar artmış ve endişe meydana getirmiştir, bizler buranın yeni yerlileri olarak acilen önlemler alınmasını yetkililerden istiyoruz.
Aynı zamanda buradaki STK'lar ırkçılıkla ilgili Alman hükümeti ve siyasilerle bir araya gelerek ırkçılıkla mücadele ile ilgili acilen görüşmeliler.