“İnsan nasıl ki
oksijensiz bir atmosferde hayatta kalmazsa,
kendisine eş duyumlu cevaplar vermeyen
bir psikolojik ortamda da
psikolojik olarak hayatta kalamaz.”
Heinz Kohut, Kendiliğin Yeniden Yapılanması
GENEL
Makale köşemde Ocak 2025 ayında başlattığım bir uygulama kapsamında zaman zaman bir yazar ve eserini tanıtma çabası içinde olmaktayım. Bugünkü makalem de “Allen M. Siegel” ve onun öne çıkan eserlerinden biri olan “Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi” hakkında olacak…
ALLEN M. SIEGEL HAKKINDA
Siegel, Chicago (ABD)'da yaşayan ve çalışan saygın bir psikanalist ve psikiyatristtir. Chicago Psikanaliz Enstitüsü ve Uluslararası Psikanalistler Kurumu (IPA) üyesidir. 1998 yılından itibaren zaman zaman İstanbul'u da ziyaret etmiş, konferanslar vermiş, seminerler düzenlemiş ve vakâ çalışmaları yapmıştır.
Siegel aynı zamanda Kendilik Psikolojisi’nin kurucusu Dr. Heinz Kohut’la atmışlı yıllarda birkaç yıl süren bir psikanalitik deneyim yaşama imkânına sahip olan bu kuramın geliştirici ve uygulayıcılarından biridir.
KENDİLİK PSİKOLOJİSİNİN ÖNCÜSÜ: HEINZ KOHUT
Heinz Kohut (1913-1981), 20. yüzyılın en etkili psikologlarından biri olarak kabul edilen, özellikle kendilik psikolojisi (self psychology) alanındaki çalışmalarıyla tanınan bir bilim insanıdır. Viyana'da doğmuş olan Kohut, psikanaliz ve psikoterapi disiplinlerine yenilikçi bir bakış açısı kazandırmış olup onun teorileri, bireyin kendilik yapısını ve bunun psikolojik (ruhsal) sağlıktaki rolünü anlamaya yönelik önemli katkılar sunmuştur.
Kohut, Viyana Üniversitesi'ndeki tıp eğitimi esnasında Sigmund Freud'un psikanalitik teorilerinden etkilenerek psikolojiye olan ilgisini derinleştirmiş, Avusturya'nın Nazi Almanya’sı tarafından ilhâk edilmesinin (12.03.1938) ardından ABD’ye göç etmiş, burada Chicago Üniversitesi'nde çalışmalarına devam etmiş ve Amerikan Psikanaliz Derneği'nde aktif bir rol üstlenmiştir.
Kohut'un akademik kariyeri boyunca geliştirdiği teoriler, geleneksel psikanalitik yaklaşımlardan farklılaşarak bireyin öznel deneyimlerini merkeze almış, özellikle Freud'un dürtü teorisine alternatif olarak geliştirdiği kendilik psikolojisi, bireyin psikolojik gelişiminde empati ve ilişkilerin önemini vurgulamıştır.
ESER HAKKINDA
Siegen’in eserinin ana şahsiyeti olan Kohut, modern psikoloji ve psikanaliz alanında önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilen Kendilik Psikolojisinin kurucusudur. Kohut, 20. yüzyılın ikinci yarısında geliştirdiği teorileriyle, bireyin psikolojik yapısını anlamak ve tedavi etmek için yeni bir perspektif sunmuştur. Özellikle "kendilik" kavramı ve bu kavramın bireyin ruhsal sağlığı üzerindeki etkileri, Kohut'un çalışmalarının merkezinde yer almıştır.
Kendilik psikolojisi, bireyin içsel dünyasını anlamaya yönelik bir yaklaşım olup Kohut’un teorilerinin de temelini oluşturur. Kohut’a göre, her birey bir "kendilik" yapısına sahip olup kendilik, kişinin kimlik duygusunu, içsel bütünlüğünü ve yaşamda anlam bulma kapasitesini ifade eder. Sağlıklı bir kendilik, bireyin hem içsel dengesini korumasına hem de dış dünya ile uyumlu bir şekilde etkileşim kurmasına imkân sağlar. Ancak, bu yapının zedelenmesi hâlinde, bireyin ruhsal sağlığı olumsuz etkilenebilir ve çeşitli psikolojik sorunlar ortaya çıkabilir.
Kohut’a göre, kendilik yapısı doğuştan gelen bir özellik değil aksine, bireyin yaşamının erken dönemlerinde gelişir ve şekillenir. Bu süreçte, çevresel faktörler ve özellikle ebeveynlerin rolü büyük önem taşır. Kohut, ebeveynlerin çocuğun ihtiyaçlarını karşılama şeklini "kendilik nesneleri" kavramıyla açıklar. Kendilik nesneleri de bireyin kendilik yapısını destekleyen ve güçlendiren kişiler ya da nesnelerdir. Kohut bu nesneleri, kişinin içerisinde var olan, varlığını hissetmediği ancak yokluğunda da aradığı kişiler ya nesneler olarak tanımlamıştır.
Yaşamın daha sonraki evrelerinde kendilik, kurumlarla ve gruplarla bir arada olma ihtiyacı duyar. Böylelikle ülküler ve amaçlar edinilir ve bunların içinde kalınmış olunur.
SAĞLIKLI BİR KENDİLİK GEŞİMİ İÇİN…
Kohut’un teorisine göre, sağlıklı bir kendilik gelişimi için üç temel ihtiyaç karşılanmalıdır:
- Aynalama İhtiyacı:
Kendilik psikolojisinde ilk basamak, bebeğin iç potansiyellerinin anne babanın bebekten beklentileriyle karşılaştığı zaman başlar. Bebeğin kendiliği çok zayıf ve henüz şekillenmemiş olduğundan başkalarına bağımlıdır. Bu başkaları ise kendilik nesnesi olarak tanımlanır. Kendilik nesnesi, kendiliğin uzantısı olarak algılanan kişidir. Erken gelişim döneminde bu kişi annedir.
Annenin çocuğa yaklaşımı ve onunla kurduğu empatik bağ, bebeğin ihtiyaçlarını doğru algılayıp, uygun tepkiler vermesi bebeğin öz değer duygusunu sürdürebilmesi için birinci derecede önemlidir. Annenin eş duyumlu ve empatik yaklaşımı hem çocuğunu anlamasında hem de çocuğun duygularını tanımlayabilmesinde rol önemli bir rol oynadığı gibi bebeğin kendilik nesnesi olan anneye ait yaşantı ve duygu durumlarını, kendisininmiş gibi algılanmasını da sağlayarak annenin bebek için bir ayna görevi görmesini ve bebeğin de duygulanımsal düzenleme kapasitesini gelişmesini mümkün kılar. Bu aynalama süreci kendilik gelişiminin temelini oluşturur.
Annenin aynaladığı özellikler, bebek tarafından yorumlanarak içselleştirilir. İçselleştirme sürecinde bebeğin kendiliği kalıcı bir ruhsal yapı olarak gelişir. Zamanla kendilik nesnesinden yani anneden farklılaşma ve ayrışma başlar, giderek temeli anneden alınan ama onunkinden ayrı ve özgün bir kendilik duygusu gelişir. Çocuğun duygularının ve başarılarının ebeveynler tarafından fark edilmesi ve onaylanması son derece önemli olup bu durum çocuğun kendisini değerli hissetmesini sağlar.
- İdealize Etme İhtiyacı:
Çocuk, güçlü ve güvenilir bir figürü idealize ederek kendilik yapısını sağlamlaştırır. Bu figür genellikle ebeveynden biri olur.
Gelişme sürecindeki çocuk, oynamak için sakinleşmesini sağlayan yanından hiç eksik olmayan ve kendisine güç veren kendiliğinden var olan nesnelere ihtiyaç duyar. Bu nesneler, çocuğun hayatı idealize etmesini sağlar ve bu nesnelerle bütünleşir.
Gelişimin daha ileri aşamasında, çocuk kendiliğinden var olan nesneler eksildiğinde yanında olmadığını fark etmeye başlar. Kendiliğinden var olan nesnenin yanında olmadığına ilişkin bu farkındalık, benliğin (kendiliğin) olgunlaşma sürecine öncülük eder. Olgunlaşma sürecinde kendi kendini kabul etme, kendi kendine güvenme (özgüven), idealize etme, dürtü-çatışma kontrolü ve kendi kendini oyalama ve avutma yeteneği bu sayede gelişir.
- İkizlenme İhtiyacı:
Çocuk, çevresindeki kişilerle benzerlikler kurarak kendisini anlamlandırır ve aidiyet duygusu geliştirir. Bu ihtiyaçların yeterince karşılanmadığı durumlarda, bireyin kendilik yapısı zayıflayabilir ve ilerleyen yaşlarda narsisistik yaralar ortaya çıkabilir.
Kohut’a göre her çocuk diğerlerine benzemeye ve diğerlerinden çok farklı olmamaya ihtiyaç duyar. İlk kendiliğinden var olan nesnelerin benzer olması, çocuğun aidiyet duygusunu ve sosyal gruplara uyum ve katılma yeteneğini teşvik eder.
Kohut, her insanın destekleyici kendiliğinden var olan nesnelere hayatı boyunca ihtiyacı olduğunu ileri sürer. Diğer insanlarla ilişkide (kendiliğinden var olan nesne ilişkisinde) yukarıda belirtilen ihtiyaçların hayat boyunca mutlaka karşılanması gerekir. Bu sayede benliğin / kendiliğin psikolojik olarak hayatta kalması güvence altına alınır. Bu açıdan kişinin benliği sadece başkalarıyla ilişki içerisinde var olur ve bağımsız olmak veya ayrılmak için herhangi bir çaba göstermez. Empati sahibi olan ve ideal insanlarla kurulan ilişkilerle birlikte birey aidiyet duygusu hisseder ve benlik, yaşam süreci boyunca sürekli olarak gelişmeye devam eder.
Kohut’a göre bir insanın psikolojik gelişimindeki benlik (kendilik) zedelenmeleri, bir başka ifadeyle kendilik bozuklukları, çocuk ile kendisiyle ilgilenen kişi arasında eksik veya hatalı etkileşimin ve yukarıda tanımlanan üç temel gereksinimin karşılanmamasının bir sonucudur.
KOHUT’UN NARSİSİZME YAKLAŞIMI…
Kohut’un çalışmaları, psikanalizm alanındaki narsisizme ilişkin anlayışı derinleştirmiştir. Psikanalizde narsisizm; kişinin tüm ruhsal enerjisini / libidoyu dış nesneler yerine kendi benliğine yöneltmesi olup bu kavramı kurama taşıyan Freud’a göre de bu kavram / duygu - kişinin kendini sevmesi, kendine değer vermesi ve gerçekçi bir özgüvene sahip olması gibi- sağlıklı bir benlik saygısının temeli olabileceği gibi -içerideki büyük bir boşluk ve utanç duygusunu örtmek için dışarıya kibir, üstünlük ve kusursuzluk maskesi takılması şeklindeki ve patolojik düzeyde- derin bir değersizlik hissini gizleyen katı bir savunma mekanizması da olabilir.
Geleneksel psikanalitik yaklaşımlar narsisizmi patolojik bir durum olarak ele alırken, Kohut ise narsisizmi insan gelişiminin doğal bir parçası olarak görür. Ona göre, çocukluk dönemindeki narsisistik ihtiyaçlar (aynalama, idealizasyon ve ikizlenme) sağlıklı bir şekilde karşılandığında, birey olgun bir narsisistik dengeye ulaşır. Ancak bu ihtiyaçların ihmâl edilmesi ya da aşırı karşılanması durumunda patolojik narsisizm gelişebilir. Diğer bir anlatımla… Çocukluk dönemindeki narsisistik ihtiyaçlar, bireyin sağlıklı bir öz saygı, kimlik ve duygu düzenleme kapasitesi geliştirmesi için karşılanması gereken temel ihtiyaçlardır. Bu ihtiyaçların yeterince ve dengeli karşılanamaması ilerleyen yaşlarda narsistik eğilimlere veya kırılganlıklara yol açabilir
(Kişinin kendisini aşırı derecede önemli görmesi, içsel olarak kendilerini değersiz hissettiğinden çevresinden sürekli hayranlık-onay beklemesi ve derin bir empati yoksunluğu yaşaması durumu ile özetlenebilecek patolojik narsisizm günlük yaşamı, iş hayatını ve ikili ilişkileri olumsuz etkileyen, kişinin içindeki derin değersizlik hissini gizlemeye çalışan katı bir kişilik örüntüsüdür. Bu itibarla patolojik narsisizmin aynı zamanda bireyin kırılgan bir kendilik yapısına sahip olmasıyla karakterize olduğu da söylenebilir. Kohut’un bu terapötik (tedavi edici) yaklaşımı, bu tür bireylerin eksik kalan kendilik/benlik yapılarını onarmaya yöneliktir.
KENDİLİĞİN ÇÖZÜMLENMESİ…
Kohut’un "kendiliğin çözümlenmesi" kavramı, bireyin psikoterapi sürecinde kendilik yapısının yeniden yapılandırılmasını ifade eder. Bu süreçte terapist, bir "kendilik nesnesi" (tedavi görenin kendi olmasına katkı sunan aktör) rolü üstlenir. Terapist, danışanın (terapi görenin) ihtiyaçlarına empatik bir şekilde cevap vererek onun eksik kalan kendilik yapılarını destekler ve güçlendirir.
KOHUT’UN TERAPÖTİK YAKLAŞIMINDA EMPATİ…
Kohut’un terapötik yaklaşımında empati, merkezî bir rol oynar. Ona göre, terapistin, danışanı anlamaya yönelik empatik çabası, tedavi sürecinin temel taşıdır. Empati sayesinde danışan, kendisini güvende hisseder ve kırılgan kendilik yapısını yeniden inşa etme fırsatı bulur.
KOHUT’UN TEORİLERİ…
Kohut’un teorileri, psikoloji ve psikanaliz alanında önemli değişimlere yol açmıştır. Geleneksel psikanalitik yaklaşımların aksine Kohut, bireyin geçmiş travmalarına değil mevcut ihtiyaçlarına odaklanmıştır. Bu yaklaşım, özellikle narsisistik kişilik bozukluğu ve benzeri sorunların tedavisinde de yeni kapılar açmıştır.
SOSYAL BAĞLARIN ÖNEMİ…
Kendilik Psikolojisi ayrıca, insan ilişkilerinin önemine dikkat çekerek bireyin sosyal bağlarının ruhsal sağlık üzerindeki etkilerini vurgulamıştır. Günümüzde birçok terapötik yaklaşım, Kohut’un empati ve kendilik nesneleri kavramlarından ilham almaktadır.
ESERİN DEĞERİ VE BIRAKTIĞI MİRAS…
Siegel'in bu çalışması, Kohut’un Kendiliğin Yeniden Yapılanması veya Kendiliğin Çözümlenmesi gibi ağır ve yoğun teorik metinlerini okumakta zorlanan öğrenciler, psikoterapistler ve meraklı okurlar için bir rehber niteliğindedir.
Eser, Kohut’un ortaya koyduğu Kendilik Psikolojisi'nin sadece teorik bir özetini sunmakla kalmaz, aynı zamanda canlı vakâ örnekleri, diyaloglar ve klinisyenin içsel süreçlerini de paylaşarak bahse konu kuramın terapi odasında nasıl işlediğini somutlaştırır. Siegel’ın bu anlaşılır ve kuşatıcı dili ise bahse konu eseri dünya çapında psikanaliz ve psikoterapi eğitimlerinin vazgeçilmez okuma listelerine dâhil etmiştir.
SONUÇ…
Kohut’un "Kendiliğin Çözümlenmesi Teorisi", bireyin içsel dünyasını anlamak için psikoterapide devrim niteliğinde bir bakış açısı sunmuştur. Kendilik Psikolojisi, sadece bireysel terapi süreçlerinde değil aynı zamanda insan doğasını anlamaya yönelik genel bir çerçeve olarak da büyük önem taşır. Kohut’un çalışmaları, modern psikolojide empatiye dayalı yaklaşımların temelini oluşturmuş ve psikoterapide insancıl bir perspektifin gelişmesine katkıda bulunmuştur.
Kohut’un teorileri bugün hâlâ geçerliliğini korumakta ve hem teorik hem de pratik düzeyde psikoloji disiplinine ışık tutmaya devam etmektedir. Kendilik psikolojisinin sunduğu bu zengin perspektif, bilhassa da psikanalistlerin insan ruhunun derinliklerini anlamaya yönelik çabalarına rehberlik etmeye devam etmektedir.
© 2026. Bu makalenin / yazının içeriğinin telif hakları yazarına ait olup, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gereği kaynak gösterilerek yapılacak kısa alıntılar ve yararlanma dışında, hiçbir şekilde önceden izin alınmaksızın kullanılamaz, çoğaltılamaz, yayımlanamaz ve dağıtılamaz.
KAYNAKÇA
Allen M. Siegel, Heinz Kohut ve Kendilik Psikolojisi, Encore Yayınları, İstanbul 2023.
Bursa Psikiyatri, “Kendilik (Self) Psikolojisi”, Erişim Tarihi: 16.08.2026.
Davut Ceylan ve Vakkas Özbek, “H. Kohut’un Kendilik Psikolojisi Yaklaşımı Çerçevesinde Narsistik Kendilik Bozukluğu Belirtileri Gösteren T. Bey’in Psikoterapi Sürecine Bakış”, Türkiye Bütüncül Psikoterapi Dergisi, Cilt 7, Sayı 13, Yıl 2024, chrome-extension://efaidnbmnnnibpcajpcglclefindmkaj/https://dergipark.org.tr/tr/ download/article-file/3525664, Erişim Tarihi: 16.08.2026.
Emine Filiz Uluhan, “Kendilik psikolojisi”, https://www.antalyapsikiyatrist.com/makaleler/kendilik-psikolojisi,
Erişim Tarihi: 16.08.2026.
İzdüşüm Psikoloji, “Narsisizm ve Patolojik Narsisizm”, https://www.izdusumpsikoloji.com, Erişim Tarihi: 16. 08.2026.
Murat Paker, “Narsisizm 2.0: Patolojik Narsisizm”, https://www.psikopolitik.com/blog/narsisizm-2-0-patolojik-narsisizm”, Erişim Tarihi: 16.08.2026.
Yavuz Erten, “Kendilik Psikolojisi: Heinz Kohut ve Takipçileri“, https://www.appd.com.tr/kendilik-psikolojisi-heinz-kohut-ve-takipcileri/, Erişim Tarihi: 16.08.2026.
