Ana içeriğe geç

eura24.com - Avrupa'dan haberler ve köşe yazıları. Tarafsız, güçlü, dinamik: yazarlarımızdan en güncel yazılar, Almanya ve Avrupa gündemi, Türk dünyası, kültür, sanat ve yaşam.

Yusuf Ö. HAŞİMOĞLU
Yusuf Ö. HAŞİMOĞLUKöşe Yazarı

Türkiye İçin Hazırlanan Kıyamet Planı

İkinci Dünya Savaşı’nın en kanlı dönemeçlerinden biri, tarihin tozlu raflarında saklı kalmış, hayata geçirilememiş ama kâğıt üzerinde son derece detaylı…

Türkiye İçin Hazırlanan Kıyamet Planı

İkinci Dünya Savaşı’nın en kanlı dönemeçlerinden biri, tarihin tozlu raflarında saklı kalmış, hayata geçirilememiş ama kâğıt üzerinde son derece detaylı tasarlanmış bir jeopolitik kâbustur: Gertrud Eylem Plânı (Unternehmen Gertrud). Nazi Almanyası öncülüğündeki Mihver Devletleri’nin haritalar üzerinde Türkiye’yi çembere alıp parçalamayı tasarladığı bu gizli plân, aslında küresel paylaşım savaşının Doğu’dan Orta Doğu’ya uzanan hırslarının en çarpıcı kanıtıdır.

Nazi Almanyası 1941 yılında Türkiye ile Saldırmazlık Paktı imzalamıştı. Ancak bu imzanın ardından Gertrud Plânı’nın hazırlanmış olması, devletler arası ilişkilerde “kâğıt üzerindeki dostluklara” asla güvenilemeyeceğinin tarihî bir delilidir.

1942’nin yaz aylarına gelindiğinde, Nazi Almanyası’nın savaş makinesi Doğu Cephesi’nde zirvedeydi. Ancak bu devasa makinenin en büyük zayıf noktası akaryakıttı. Kafkasya’nın zengin petrol yataklarını ele geçirmek, Hitler’in savaş stratejisinin merkezindeydi. Bu stratejinin ayrılmaz bir parçası olarak tasarlanan Gertrud Eylem Plânı; Almanya, Bulgaristan ve Mihver kontrolündeki Yunanistan güçlerinin katılımıyla Türkiye’nin kuzeyden ve batıdan kuşatılmasını öngörüyordu.

Büyük Ermenistan Senaryosu: Plânın Doğu Anadolu ayağında, Alman stratejik hesaplarında Türkiye’nin Kafkasya’daki nüfuzunu sınırlayacak genişletilmiş bir Ermenistan’ın oluşturulması düşünülüyordu. Bu çerçevede Alman ve Bulgar birliklerinin yanı sıra Ermeni Lejyonu, Gürcü birlikleri ve Kürt ayrılıkçı unsurlarından da yararlanılması plânlanmıştı. Böylece Türkiye’nin doğusundaki askerî baskının yalnızca düzenli birliklerle değil, bölgedeki etnik ve siyasî unsurlar üzerinden de desteklenmesi hedefleniyordu. Bu kisve altında Kafkas petrol hatlarının ve transit yollarının emniyete alınması amaçlanıyordu.

Orta Doğu ve Hint Kapısı: Türkiye’nin yutulmasıyla birlikte İngilizlerin Orta Doğu’daki petrol damarları kesilecek, Mısır’daki hatlar zayıflatılacak ve nihai aşamada İran üzerinden Hindistan’a uzanan bir stratejik koridor açılacaktı.

Türkiye, savaşın başından beri mümkün olduğunca dengeli bir tarafsızlık politikası güderek bu dev fırtınanın dışında kalmaya çalışıyordu. Ankara’nın, İngiltere ve müttefikleriyle olan gizli ve açık diplomatik temasları ile Sovyetler Birliği’ne karşı takındığı mesafeli tutum Berlin’in dikkatinden kaçmıyordu.

Alman kurmay heyeti, Türkiye’nin ya gönüllü olarak Mihver yörüngesine girmesini ya da 1942 sonlarında uygulanması plânlanan bu askerî darbeyle tamamen etkisiz hale getirilmesini istiyordu. Bulgar Çarlığı’nın Trakya sınırındaki hareketliliği ve Adalar Denizi’ndeki Mihver varlığı, bu tehdidin ne denli somut bir kriz barındırdığını gösteriyordu.

Ancak jeopolitikte kâğıt üzerindeki hesaplar her zaman sahadaki gerçeklerle uyuşmaz. Gertrud Eylem Plânı, tasarlama aşamasından öteye geçemeden tarihin derinliklerine gömüldü. Bu iptalin arkasında üç ana kırılma noktası vardı:

1. Stalingrad Bozgunu: Alman 6. Ordusu’nun Volga kıyılarında takılı kalması ve Kızıl Ordu’nun Kafkasya önlerinde direnişi, Almanların güneye inme plânlarını altüst etti.

2. Kuzey Afrika’daki Kırılma: Rommel’in İkinci El-Alamein Muharebesi’nde yenilmesi, Orta Doğu kapılarının Almanlar için kapanmasına yol açtı.

3. Mihver’in kaybettiği ivme: Sovyet birliklerinin Kafkasya’da hızla ilerlemesi ve Akdeniz cephesindeki müttefik baskısı, Berlin’in Ankara’yı hedef alacak askerî lükse sahip olmadığını acı bir şekilde gösterdi.

Gertrud Eylem Plânı; emperyalist iştahların, harita mühendisliğinin ve hırsın her zaman ciddî bir tehdit olduğunun göstergesidir. Şayet o günün şartlarında Mihver devletleri Doğu’da istedikleri ivmeyi yakalayabilseydi, Türkiye’nin ve bütün Orta Doğu’nun coğrafî kaderi bambaşka yazılabilirdi. 

Almanların Kafkasya emelleri daha eskilere dayanır. Birinci Dünya Savaşı’nın son döneminde Türk ve Alman orduları karşıya gelmiş, 10 Haziran 1918 tarihinde bugün Ermenistan topraklarında kalan Vorontsovka Muharebesi gerçekleşmiş, Osmanlı birlikleri müttefiki olan Almanlara karşı harekât yaparak çok sayıda esir almıştır. Buna mukabil Almanlar Ermeni hükümetine Türklere karşı kullanılmak üzere savaş uçakları da göndermiştir.

Bulgaristan gibi güçsüz ülkelerin toprak iştahında Lüleburgaz’a kadar Doğu Trakya hayali vardır. Bunu unutmamak lazım. Günümüzde yine Yunanistan veya Sırbistan gibi zayıf Balkan ülkelerinin üçüncü güçlerle askerî ve teknolojik iş birlikleri dikkat çekiyor. Burada yükselen askerî donanım eski husumetleri ve hırsları kaşıyan bir tehlike oluşturabilir. Bunun için sadece Türkiye ve onun müttefiklerinin anlık bir zaafı yeterli olabilir. 

Bir başka ders de küçük devletlerin büyük güçlerin desteğini arkalarında hissettiklerinde kendi tarihî ihtiraslarını yeniden hatırlayabilmeleri ve siyasî-askerî kapasitelerini olduğundan daha büyük değerlendirebilmeleridir. Bulgaristan'ın savaş yıllarındaki Trakya hesapları bunun çarpıcı örneklerinden biridir.

Bugün Balkanlar'da büyük güçlerle kurulan askerî ve teknolojik ortaklıklar da yalnızca savunma iş birliği olarak görülmemelidir. Böyle ilişkiler, bölgedeki küçük devletlerin özgüvenini artırabilir; hatta geçmişte gerçekleşmemiş bazı hesapların yeniden hatırlanmasına zemin hazırlayabilir. Buradaki tehlike, tek başına küçük devletlerin gücü değildir. Tehlike, küçük devletlerin ihtiraslarıyla büyük güçlerin bölgesel hesaplarının aynı noktada kesişmesidir.

Tarih bize bu coğrafyada küçük bir kıvılcımın ne kadar büyük yangınlara dönüşebildiğini defalarca göstermiştir. Bu nedenle Balkanlar'daki gelişmeleri yalnızca bugünün diplomatik ilişkileri üzerinden değil, geçmişin tecrübeleri ışığında da okumak gerekir.

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın