Bazı sabahlar daha güne başlamadan yorulmuş oluruz. Yol uzundur, trafik yoğundur, zamanla yarışırız. Bir an önce varmak isterken her şey üst üste gelir: öndeki çöp kamyonu, hemen arkasındaki otobüs, uzayıp giden kuyruklar… Tam “oh kurtuldum” derken bu kez arabayı mız mız kullanan birine takılırız. Hep karşılaşırız ama bazı günler vardır, insanın sabrını sınayan cinstendir. O sabah, benim için öyle bir sabahtı.
İşte tam o anda bir düşünce geçti aklımdan: Belki de böyle olması gerekiyordur. Belki bu gecikme beni başka bir şeyden koruyordur. Belki acele etmemem gereken bir gündür. Ya da belki, önümdeki sürücüye karşı empati kurmam gerekiyordur. Kim bilir… Belki rahatsızdır, belki dalgındır, belki elinden gelen yalnızca budur. Hayat bazen bizi durdurur; fark etmediğimiz, görmek istemediğimiz yerlerde yavaşlatır.
Aynı gün okulda, bu düşünceler çok daha anlamlı bir yere oturdu. Teneffüste yüzü asık bir öğrenci yanıma geldi. En yakın arkadaşının onunla oynamak istemediğini, kötü davrandığını anlattı. Gözleri doluydu, sesi titriyordu. Onu dinledim ve sonra birlikte “belki de” demeyi denedik. Belki arkadaşının anlatamadığı bir sıkıntısı vardı. Belki o gün kötü bir sabah geçirmişti. Belki bu durum onunla ilgili değildi. Üzerine alınmamasını, zamana ihtiyaç olabileceğini konuştuk. Ama bir şeyin de altını çizdim: Eğer arkadaşı tekrar oyun oynamak isterse, hayır demeden önce ona ne yaşadığını sorabilirdi.
Sonraki teneffüste birlikte oynadıklarını gördüğümde, empati denen şeyin ne kadar sessiz ama güçlü bir etkisi olduğunu bir kez daha anladım. Daha da güzeli, o öğrenci “belki de” demeyi öğrenmişti. Başka bir çocuk için “Belki öğretmeni ona kızmıştır, ondan öfkelidir” deyip bana dönerek onay araması bunun en net göstergesiydi.
Empati bazen büyük cümleler kurmak değildir. Bazen sadece durup “belki de” diyebilmektir. Her günümüz aynı değildir. Bazı günler gülücükler saçarız etrafımıza, bazı günler ise asık suratlı, dalgın ya da yorgun oluruz. Hayat, bu iniş çıkışlarıyla gelir. Kimin hangi sorunla baş etmeye çalıştığını, hangi sessiz savaşı verdiğini bilemeyiz. “Seni anlıyorum” demek kolaydır ama kabul edelim; bir başkasının hissettiğini, yaşadığı acıyı birebir anlayabilmek mümkün değildir. Yine de empati, tam olarak anlayamasak bile anlamaya çabalamaktır. “Belki yorgundur, belki üzgündür” diyebilmektir.
Ben herkesin olumlu düşündüğü bir dünyada yaşamak istiyorum ve gelecek nesillerimize de o ortamı oluşturmak. Bunun yolu; çocuklara erken yaşta empatiyi öğretmekten, onları yargılamadan dinlemekten, davranışların ardındaki nedenleri birlikte düşünmekten geçiyor. Trafikte, okulda, evde, işte… Hayatın her alanında biraz daha yavaşlayıp birbirimize alan açmaktan. Küçük bir duraklama, küçük bir anlayış, bazen koca bir kalbi iyileştirebilir. Belki de daha güzel bir dünyanın ilk adımı, tam olarak burada başlıyordur.
Belki de …. Kim bilir!