?>

Toplumun Sessiz Mimarları

Kevser KARAARSLAN

7 saat önce

Mahmut Aşkar,

Nevi şahsına münhasır duruşu, babacan tavırları ve içtenliğiyle onu yakından tanıyabilen, gerçekten anlayabilen herkesin gönlünde müstesna bir yer edinmiş bir şahsiyet. Zira Mahmut Aşkar; toplumsal çalışmalarda profesyonel olarak bulunmuş, çeşitli STK’larda üst kademelerde Avrupa Türkleri için emek vermiş, ter dökmüş, dertlerini dert edinmiş bir isim olarak tanınır. Ömrünü gönüllülük esasıyla hizmette bulunduğu topluma adamış; kendine has, objektif ve cesur bakış açısıyla pek çok insana ışık tutmuştur. Her kabın şeklini almayan, haksızlık karşısında susmayan, popüler doğrulara teslim olmayan bir yazar… Sözü olan, sözünün arkasında duran bir fikir adamı. Sohbeti dolu dolu, ufuk açıcı; sohbet aralarında potlar kıran bana karşı attığı o sevecen gülüşüyle gönlümde apayrı bir yere sahip. Manevi babam diyebileceğim, asla unutmayacağım ve “iyi ki tanımışım” dediğim nadir insanlardan biri. Kendine güvenen, girdiği her ortamda bu özgüvenli ve vakur duruşuyla dikkat çeken başarılı bir fikir insanı.

Bu başarının arkasında ise onunla gurur duyan, sevgisiyle destekleyen kıymetli eşi Sevim Hanım var. Yaptığımız programlarda karşıdan eşini öyle gurur dolu gözlerle izliyordu ki, Mahmut Bey’in ne kadar şanslı bir insan olduğunu o an daha derinden hissetmiştim. Bir insanın en büyük gücü, arkasındaki samimi destektir; bunu onlarda görmek mümkündü.

Nurdoğan Aktaş,

Tam anlamıyla harika bir insan, gerçek bir hizmet adamı. İyi yürekli, destekleyici, sevgi dolu kalbiyle bulunduğu ortamı ısıtan; sıcak iletişimiyle herkesin dikkatini ve saygısını üzerinde toplayabilen özel bir yeteneğe sahip. Onun varlığı insana yalnız olmadığını hissettiriyor. Mahmut Bey için bir söyleşi ve imza günü programı yapma teklifini kendisine ilettiğim ve desteğini istediğim anda, en küçük bir tereddüt göstermeden elinden geleni yapabileceğini söyleyerek yanımda oldu. Bir işi üstlendiğinde sadece destek vermekle kalmıyor, o yükü sizinle birlikte omuzluyor. O anki heyecanını, “Mahmut abim” dediği bir emekçiye duyduğu vefayı ve saygıyı hissetmemek mümkün değildi. Mahmut Bey’e olan bağlılığı sadece bir organizasyon desteği değil, adeta bir gönül borcunun ifasıydı. Hizmeti bir görev değil, bir sorumluluk ve gönül işi olarak görüyor. Ve evet, destek almak için doğru kapıyı çalmıştım.

Bu programları yapmaya karar verdiğimiz anda aklımızdan tek bir şey geçiyordu: Çok sevdiğimiz, saygı duyduğumuz ve yakından tanıdığımız bir insanı mutlu etmek. Mahmut Bey Türkiye’ye dönüş yapmıştı ve uzun zamandır yüz yüze görüşememiştik. Bundan sonraki süreçte de görüşememe ihtimali içimi ürpertiyordu. Telefonda arayıp sormak elbette bir bağdı; ama yüz yüze bir tebessümün, bir çay eşliğinde edilen sohbetin yerini hiçbir şey tutmuyordu. Çok sevdiğim, babam gibi gördüğüm bir insanı bir daha görememe ihtimali, içimde sessiz bir korku olarak yer etmişti. Yeni kitabı adeta bir tevafuk oldu. Kendisi de buradayken bu fırsatı değerlendirmek istedim. Manevi evlatlık görevimi, kendi imkânlarım ölçüsünde, ucundan kıyısından da olsa yerine getirebilmiş olmanın huzurunu yaşıyorum ve biliyorum ki bu bağ, mesafeler ne olursa olsun hep böyle kalacak.

Nitekim birlikte gerçekleştirdiğimiz programlar harika geri dönüşler getirdi. Mahmut Bey’i tanımayanlar onu yakından tanıma ve birebir sohbet etme imkânı buldu; tanıyanlar ise aralarındaki bağı çok daha derin duygularla tazeledi. Çünkü o, bunu ve hatta çok daha fazlasını çoktan hak etmişti. Yola çıkarken Nurdoğan Bey ile ortak amacımız Mahmut Aşkar’ı mutlu ve memnun etmekti. Her programın bitiminde yüzündeki o içten memnuniyet gülümsemesini görmek, tüm yorgunluğumuzu alıyor; bizi daha da motive ediyordu.

Abdülkadir Bağcı,

Size ayrı bir paragraf açmasam olmazdı. Sevgi dolu yüreğiyle her programda maddi manevi desteğini esirgemeyen, zaman zaman da bizzat yanımızda olan kıymetli bir insan. “Mahmut Bey’i ben de tanırım, yapacağınız organizasyonlara bir nebze de benim katkım olsun isterim” diyerek yanımızda durması, gönlünün büyüklüğünü gösteriyordu. İyi ki tanımışım dediğim nadir insanlardan biri. Onun nezdinde; misafirlerimiz için hazırladığımız hediyelerin tasarımında emeği geçen Didem Orhan Hanım’a ve Erdem Terzi Bey’e yürekten teşekkür ederim. Emeğinize, gönlünüze sağlık.

Ayrıca taa İstanbul’lardan bizi yalnız bırakmayan, roll-up tasarımımızda emeği geçen Sedat Yarkadaş Bey’e; programlarımızda bizi davet ederek sıcacık karşılayan, okura ve okumaya kıymet veren dernek başkanlarımıza da gönül dolusu teşekkür ederim.

Sizler, hakkı hiçbir şeyle ödenemeyecek birer toplum mimarlarısınız.

Bu yazı; emeğiyle, vefasıyla, duruşuyla topluma iz bırakan ve hakları asla ödenemeyecek olan o güzel insanlara sessiz ama yürekten bir teşekkürdür…

Ben Kevser Karaarslan; sevdiklerimle, sevenlerimle, gönül bağları kurabildiğim insanlarla yol yürümeyi hayatımın en büyük zenginliği sayıyor, kurduğum her bağın Rabbimin bana bir lütfu olduğuna inanıyorum. Sevdiklerimle, sevenlerimle aramdaki bağı mesafelerin değil, gönüllerin belirlediğine inanıyorum. Hayatımda izi olan her güzel insanın kıymetini bilmeyi kendime borç görüyorum. Hayat, geride bırakılan izlerle anlam kazanıyor.

İyi ki yollarımız kesişti, iyi ki aynı duyguda buluştuk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI